"Enter"a basıp içeriğe geçin

BT Hayat Yazılar

Bir gece projesi: Elif-Ba

İkizler (henüz bu blogun farkında değiller, ondan rahat yazayım) geçen sene çoktan aldığım ve hala Kuranı kerim okumayı bilemedikleri için vermediğim (yani onların nazarında henüz almadığım) bilgisayarları (Raspberry Pi 400) bu yaz kullanabilsinler istiyordum. Her mevzuu geçtiğinde “baba bize sen öğret” diyorlardı. Ben de bir kaç sene önce islam harflerini öğretmiştim, sıra harekelere gelmişti ama pek randıman alamamıştım. O yüzden yaz tatilindeki camii kurslarına işi havale etmiştim. İlk sene yaşları küçük diye almadılar, geçen sene gittikleri kurs sitenin kursuydu bir vardı bir yoktu. Bu sene de kurs olur mu, biz evde durur muyuz bilemedim. Öte yandan; “baba sen öğret” demişlerdi.…

Her gün helva yiyenlerin durumu

İki yıldır bir kere bile rüyama girmedin ama her gece hediyelerini gönderiyorum baba. Elime eski abilerin fotoğrafları geçince sana gönderip bu kim bu kim diye sormak istiyorum soramıyorum. “Bak şimdi” diye başladığın menkıbeleri duymak istiyorum, duyamıyorum. Her gece çocukları yatırırken en son seni “bilhassa dedemizin ruhuna fatiha” diye anıyoruz ama üzülmesinler diye iki sene geçtiğini söyleyemiyorum, baba. Daha çok şey demek istiyorum ama diyemiyorum. Beni 21 sene önce iyi ki yanına gönderdiğin Ali abimizin sık sık söylediği Ebu Turab hazretlerine ait iki mısra: “Bugünü düşünürüm, dün geçti, yarın var mı? Gençliğe de güvenmem. Ölen hep ihtiyar mı?” Mekanın cennet olsun…

Ispartakule’nin saygısız sürücüsü!

Geçen gün eşim işlerini halletmek için gittiği çarşıdan eve dönecekken bizim arabanın arkasına bu fotoğraftaki kırmızı arabanın park ettiğini görünce tabi doğal olarak canı sıkıldı. Ben de arabada bıraktığım ilaç poşetini getirmesini bekliyordum, çünkü ilaçlar bir arkadaşımındı ve o da ilaçlarını almak için bize uğramıştı. Üstelik çocukların da okuldan çıkması yaklaşıyordu, eşim ya da ben okula gitmeli hatta karate kursu olduğu için kıyafetleri de götürmeliydik. Ben arkadaşımı misafir ederken, kırmızı aracın sahibi herhalde 2-3 dakika içerisinde gelir diye bir süre bekledik. Eşim o sırada orada bulunan polislere sormuş, pek yardımcı olmamışlar. Eşim de oradaki büyük bir dükkana girip anons ettirmiş,…

Kitapi 10 yaşında

Saatler zembereği boşalmış gibi geçip gidiyor. Hiç bir şeye yetişemiyoruz. Ne çocuklara, ne uykuya, ne işe, ne eğlenceli şeyler yapmaya… Tamamen hayatımız koşturmacayla geçiyor ama hiç birini memnun edemiyoruz. Ha, yukarıdaki listenin en önemlisini de ekleyelim. Ne ahırete… Zamanın su gibi aktığı bu devirde işte Kitapi projemiz bile 10 yaşına girmiş. 10 sene bana çok uzun geliyor ama asıl garip gelen bu değil, Kitapi’yi ticari bir şirket çatısı altına almak için sanki dün gibi kurduğum Kodventure Teknoloji AŞ’nin üzerinden de 5 yıl geçmiş! Korona lafını daha tek tük duyuyorduk. 16 Ocak 2020’de dünya eskisi gibi gidiyordu. Düşünüyorum, 2020’de Kitapi daha…

Kep Adresi, Mobil İmza, Islak İmza üçgeninde bir Türk mevzuatı kısır döngüsü

Her şey yaklaşık 10-12 gün önce eşimin Trendyol’da açmaya çalıştığı mağaza için yaptığı başvuru sırasında istenen KEP adresi ile başladı. 5 yıl önce tek ortaklı olarak şirketi (Kodventure Teknoloji AŞ) kurarken zaten bir kep adresi almıştım ama hiç kullanmam icab etmemişti. Bir kaç sene önce süresi doldu gibi bir mail ya da mesaj geldiğini hatırlıyorum ama lazım olmadığından üzerinde durmamıştım. Eşimin Trendyol’daki müstakbel mağazası şirket çatısı altında olacağı için kep adresimi yazar geçeriz sandım. Ama Trendyol bu kep adresine bir mail atacakmış, herhalde kod vs gönderecek. Yani kep adresi üzerinden gerçek bir şirket olup olmadığımızı anlayacak. Neyse dedik, ne kadar…

Allah rahmet eylesin

Bir zamanlar beraber yeyip içtiğimiz, nefes aldığımız, güldüğümüz, ağladığımız ne kadar sevdiğimiz varsa hepsine Allahü teala rahmet eylesin. Kimisi ile ahırette kavuşmayı bekleriz, kimisi ile zaten kavuşamayacak bir haldeyiz. Büyüklerin dediği gibi… Bir nimetin kıymeti bilinmezse Allahü teala o nimeti elimizden alır. Almakla da kalmaz, peşinden acı azab gelir. Azabın geçmesini bekleyeceğiz.

10.10.24

Bu tarih inşallah hüzünlü bir sonun değil, güzel bir geleceğin hayırlı bir başlangıcı olur. 45 Yıllık hayatımda çok fazla şey gördüm diyemem. Ya da belki görmüşümdür de anlamamışımdır. Zaten etrafımda olan biteni tam olarak anlayamadığımdan yakınırım hep. Babasız büyüdüm, çok küçükken dramatik -belki de biz evlatları için travmatik- bir şekilde vefat etmişti. Annemin babası, yani sevgili dedem ve anneannemin himayelerinde büyüdük. Bilenler bilir, dede şefkati başkadır. Baba kızar, dede hiç kızmaz. Benim dedem de kızmazdı, anneannem de. Anneannem sadece titizdi, dedem ise rahat gönüllü. Keşke ona benzeseymişim… Sesim, daha doğrusu gürleyince çıkan sesim benziyor maalesef. İlkokul birden sonra babamın köyünden…

Nihayet Kitapi projemizin 2. sürümünü yayınlamak nasip oldu

2015’de öğretmen kuzenim Sefa Avcılar ile başladığımız ve ilk olarak şurada duyurduğumuz ücretsiz online kütüphane projesi Kitapi’nin 9 yıl aradan sonra nihayet ikinci sürümünü yayına alabildik. Şükürler olsun 🙂 Başta Kitapi olmak üzere ileride kendi işlerimi yönetmek için 2020’de Kodventure Teknoloji AŞ’yi kurmuştum. Hedefim bu gazla hızlıca Kitapi’nin yeni sürümünü hazırlamaktı ama şirketi kurduğum ay Korona baş gösterince gündüz işim olan online sınav sistemleri üzerine büyük bir yoğunluk oluştu ve gündüz işim hem gündüz hem gece bir kaç sene boyunca beni meşgul etti. Arada bir kaç denememiz oldu tabi. Projeyi PHP-Laravel’le geliştiriyorduk. Laravel her yıl yeni sürüm geliştirdikçe ben de…

Yeni Ofisim: Başakşehir Living Lab

Bir süredir hayatımı -bilhassa uyku düzenimi- yoluna koymak için çabalıyorum. Korona öncesinde başladığımız evden çalışma başlarda çok keyifli gibi gelse de zamanla hem verimsiz hem de sağlıksız bir hal almaya başladı. Çalışma açısından bir sorun yoktu çünkü gündüz değil, gece çalışıyordum. 11 gibi bilgisayarımın başına geçip sabah namazından sonra yatıyordum. Sabah namazında kalkıp bir daha yatmamak bu dünyada en çok istediğim şeylerden biriydi ama bunun tam tersini yapıyordum maalesef. Üstelik gece uykusu alamadığım için de hem vücudum iyi dinlenemiyor, hem de sağlıklı, dinç ve mutlu kalabilmek için gerekli hormonlardan ya da onların pozitif etkisinden mahrum kalıyordum. Aslında eski ofisime (Davutpaşa’daki…

“Benim babam dot-net’ci değil!”

Bugün ofiste çiğ köfte partisi var diye çoluk çocuk hep beraber Ubit’e gittik. Çiğ köfte partisinin ev sahibi arkadaşım Mustafa ve onun ailesi, küçük iki kızı da ordaydı. Bir ara çocuklar ofisin girişindeki langırtla vakit geçirirken ben de onları izliyordum. Derken kapıdan bizimkilerden biraz daha büyük 7-8 yaşlarında iki çocuk girdi. Doğrudan langırta hedeflenmişlerdi. İşte burda, bak bunlardan sonra oynarız, gibi bir şey dediler. Langırtı herhalde teknoparkın bir ekipmanı olarak düşünüyorlardı, bir şirkete ait olduğunu anlamamışlardı 🙂 Hadi oynayın deyip onları da oyuna kattım. Mustafa hocamın büyük kızı bizim ikizleri tek başına tokatlıyordu zaten. Bizimkilerden Faruk onun yanına geçti, dışardan…