"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Mayıs 2010

SVN ile çalışmanın dayanılmaz hafifliği…

SVN (Subversion) kaba bir tabirle sürekli güncellenen dosyalar için sürüm kontrol sistemi olarak ifade edilebilir. Başkaları nasıl kullanıyor bilmiyorum ama biz program geliştiricileri için hayat kurtarır mahiyettedir.

SVN ile proje dosyalarınızı güvenilir, yedekleri düzenli şekilde alınan bir sunucuda tutabilirsiniz. Çalışacağınız zaman bu dosyaların en güncel halini kendi bilgisayarınıza indirip gerekli güncellemeleri yapıp ilgili yorumlarınızla birlikte tekrar svn sunucunuza geri gönderebilirsiniz. Üstelik aynı projede çalışan birden çok kişi de kendi kullanıcı bilgileri ile bu işlemi yapabilir. Böylece kimin nereye ne şekilde ekleme çıkarma yaptığı gün, gün, saat saat bellidir. Dilediğiniz zaman dilediğiniz bir sürüme dönüş ya da inceleme yapabilirsiniz.

İşyerinde SVN ile çalışmak bizim için büyük bir nimet. Üzerinde kodlarınızı yazdığınız bilgisayarın başına herhangi bir iş gelse; disk bozulsa, virüs bulaşıp tüm dosyalarınız zarar görse üzülmeniz gereken tek şey sadece en son yazıp ‘commit’ etmediğiniz kısımlar olur ki genelde bunlar tüm projenin yanında oldukça az bir yer kaplar. Tabi bu kısımlar hayati kısımlar da olabilir ama, o zaman makinenize gözünüz gibi bakın ne diyeyim.

İşte bu rahatlığı evimde de kullanmak için uzun zamandır fırsat kolluyordum. İstediğim zaman erişebileceğim bir svn sunucum olsun istiyordum. Makinemi her formatladığımda sayıları giderek artan ve kontrolden çıkmaya başlayan proje yedeklerim için en iyi çözüm svn idi. Gerçi bu işi ücretli veya ücretsiz yapan başta Google ve SourceForge gibi onlarca site var fakat bilhassa bu saydıklarımda projeyi oluştururken ‘açık kod lisansınızı seçiniz’ şeklinde sorular sorulması beni işkillendirdi. Küçük de olsa ticari kodlarımın açık seçik olması taraftarı değilim. Aslında 3o küsür yaşında bir programcı olarak ‘açık kod’ nedir denince kafamda net bir cevap oluşması lazımdı ama malesef  yok.