"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ay: Aralık 2015

Bu matrisleri, integralleri gerçek hayatta nerde kullanacağız ki..

artsfon.com-2430Sayısalcı bir öğrenci olmakla beraber lise son sınıfta türev, integral gibi konuları sevememiştim. Ta ki o zamanlar yedek subay olarak okulumuzda öğretmenlik yapan Suat Bey (kulakları çınlasın) dersimize gelene kadar.

Suat öğretmenin güzel anlatımıyla başta karışık gelen bu konuları rahatlıkla öğrenmiştim. Dahası bilhassa şekillerinden korktuğum için ısınamadığım, asla öğrenemeyeceğim sandığım geometriyi de kurcalamış, korktuğum kadar sıkıntılı bir ders olmadığını, bilakis ucundan tutunca çorap söküğü gibi gerisinin geldiğini farketmiştim. Önceden korktuğum ve almaktan çekindiğim analitik geometri dersini de gözüme kestirip bir dönem daha okula devam etmiştim. Bizim zamanımızda kredili sistem vardı, beğenmeyenler olabilir ama ben o sistemi sevmiştim.

Sonra ne olduysa üniversitede oldu.. Bu blogda üniversitede yaşadığım hayal kırıklıklarımla ilgili bol bol yazı var zaten, bir tane daha ekleyelim.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde aldığım matematik derslerinden malesef bir şey anlamadım. Lisede herşey belirli idi, limitin, integralin bir sınırı vardı. İşin içinde rakamlar vardı. Üniversitedeki matematik dersinde ise Türk Dili ve Edebiyatı’ndan daha çok harf kullanılıyordu. Malesef beynim bu akademik matematiği anlamamıştı..

Öğrenciyken gördüğümüz onca formülün, matrisin, türevin, integralin nerde nasıl kullanılması gerektiği, bu formüllerin nerden geldiği, nasıl bir çalışmanın ürünü olduğu malesef umurumuzda olmuyor. Dersi geçelim yeter diyorsunuz. Tabi kendi adıma konuşuyorum. Sonra profesyonel meslek hayatınızda bunlar bir gün zınk! diye karşınıza çıkınca afallıyorsunuz.

Swift ile İlk Randevu: Kadın & Sanat

screen322x572Objective-c öğrenebildiğim ilk C türevi programlama dili olduğu için seviniyordum. Çocukluğumda C’yi duymamıştım. GW-Basic, Q-Basic derken Visual Basic’le masaüstü programcılıkta epey vakit geçirmiştim. Sonra HTML-PHP ile web teknolojilerine giriş yapınca C’yi öğrenmeye fırsat kalmadı. Tabi burda syntax’ı yani yazım kurallarını öğrenmeyi kast etmiyorum. C dilinde proje yapıp o dile en azından temel seviyede hakim olmayı kast ediyorum.

İşte Objective-C’yle 2010’da başlayan maceram az buçuk ilerleyince hele şükür C türevi bir dil öğrenmek nasip oldu demiştim. Gerçi bir parantez daha açalım.. Neden C? Çünkü uzun yıllar (10 sene) script dillerle vakit geçirince içinizde ukde kalıyor. Daha sağlam, bütün bu dillerin yazıldığı ana dile de hakim olmak, derinde bir yerde hep aklınızı kurcalıyor. Yani Matrix’de mutlu mesut yaşamak yetmiyor, ne kadar karanlık da olsa ötesini de görmek istiyorsunuz. İşte o nedenle illa C!

Gel gelelim Objective-C’nin diğer dillerden farklı köşeli parantezli yazım şekli, fonksiyonların parametrelerinin ne olduğunu unutmamanı sağlayan değişkenlerin başlıkları ilk başta zor gelse de alışınca çok hoşuma gitmişti. PHP’yi filan bırakıp tamamen iOS developer olmayı bile çok kere düşünmüştüm. Ben PHP’yi bırakmaya çalıştıkça Laravel’di NodeJS’di derken daha da sarılmak icab ediyor, o ayrı..

Sonra ne oldu? Bir kaç sene evvel bir Apple etkinliğinde Swift duyuruldu! Ne yalan söyleyeyim, hiç hoşuma gitmedi bu haber.. Adında bir kere C yok. Resmen harf inkılabından sonra bir gecede cahil bırakılan Osmanlı memurları gibi oldum. O kadar üzüldüm.