"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Hayat

Saç baş yolduran kitap: “Bir darbenin anatomisi”

Ramazandan önceki bir aile ziyaretinde kuzenimden ödünç aldığım Türkiye Gazetesi’nde uzun yıllar başyazarlık yapmış Yılmaz Öztuna‘nın “Bir Darbenin Anatomisi” isimli kitabı, daha ilk sayfalarında yer alan 1870’li yılların röntgeni mahiyetindeki tespitleri ile tokat yemiş gibi olmuştum. 1870 bana dün gibi geliyor. Dün gibi bir tarihte hem toprak olarak, hem ordu ve donanma olarak dünyanın ilk beş büyük devletleri arasındaydık. İngilizler başta olmak üzere bütün Avrupa gözlerini bize dikmiş “onlar dışardan, bizimkiler içerden” olmak üzere ülkemizi parça parça etmek için uğraşıyorlardı.. Başardılar maalesef.. Şuanda bulunduğumuzun 15 katı büyük bir devletken, bütün dünyadaki müslümanların bağlı olduğu tek kapıyken şimdi şu kadarcık vatan parçasıyla,…

Internette Emeğe Saygı

Internet içeriğinin büyük bir kısmını bloggerlar oluşturuyor. Blogların dışında her gün yüzlerce Twitter, Instagram ve Facebook gibi platformlarda yeni hesaplar açılıyor. Özel ya da değil bir sürü içerik paylaşılıyor. Bir kısmı kendimize ait, bir kısmı yine internette bulup beğendiğimiz içerikler. Hal böyle olunca kopya içerik maalesef çok fazla oluyor. Kimisi el emeği göz nuru bir çalışmanın fotoğrafını kendine aitmiş gibi paylaşıyor, kimisi utanmadan bütün bir haberi metin ve fotoğraflarıyla birlikte çalıp kullanıyor.. Kaynak belirtmeksizin! Çok beğendiğim ve ilk gününden beri takip ettiğim, kaliteli bir tasarım çizgisi olan Log Dergisi bu konuda çok sıkıntı çekiyor. Geçen yıllarda da üstüne basa basa durduğu…

Bilişim sektörümüzün ahvali

Başlığın afilli olmasına bakmayın. Genç kardeşlerimize bir iki tokat vurup kaçacağım. Bir kaç gündür başka bir blogu beslemek adına news.ycombinator, TechCrunch, TheVerge, Mashable, ProductHunt gibi sitelere yoğun bir şekilde bakıyorum, okuyorum, tarzan ingilizcemle çeviri yapıp anladığımı yalan yanlış yazıyorum. Şunu farkettim ki adamlar bizim üç paragraf haber yapıp geçtiğimiz pek çok şeyi “analiz” edip, başka editörlerle tartışıp, tartışmanın ses kaydını internet ortamında paylaşıp haberin önünü sonunu eşelemeden bırakmıyorlar. O kadar uzun makaleler ortaya çıkıyor ki, birileri bunu baştan aşağı okuyor mu hakikaten diye merak ediyorum. Okumasalar bu kadar detaya girmezler herhalde.. Çünkü bunu çok yapıyorlar.. Sonra kendimize bakıyorum.. Bu kadar önemi…

“Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın”

Başta memleketimiz olmak üzere bütün islam aleminin sevinçle karşıladığı İstanbul’un fethinin 563. yıl dönümü kutlu olsun. Sevgili peygamberimizin sallallahü aleyhi vesellem müjdesine nail olmak için canla başla çalışan bütün ecdadımızın ruhları şadolsun. Bu satırları çok değil daha dün gibi bir tarihte, 1912’de bir ata toprağı olan Üsküp’den yazıyorum. Buraya gelene kadar geçtiğimiz bir hafta içerisinde adımımızı attığımız hemen her yer eskiden ezan seslerinin yükseldiği, camilerin dolup taştığı ve 500 küsür yıldır da bizim olan vilayetlerdi. 500 küsür yıl ne demek. Bizden sonra küsüratı kadar bile peşpeşe huzur yaşayamamış buralar. Parçalanmış, birleşmiş, parçalanmış.. Eski devirler geçti gitti.. Eskiden ecdadımız islamiyetin yayılması…

Bir Haftasonu Projesi: hangisuv.net

Herşey bizim düldülün (2011 Hyundai ix20) 100 bin km’ye yaklaşmasıyla başladı.. Oncağızı alalı 3 sene oldu. 43 bin km’de almıştık. Şimdi onu elden çıkarıp yerine ne alacağız derdine düştük. Gönlümüz dağ bayır gezmekte olduğu için SUV (sport utility vehicle / spor amaçlı araç) tabir edilen nispeten yerden yüksek bir araç bakıyoruz ama hepsi tuzlu. Normalde 2. el alırız mutlaka fakat bu kez nasip olursa ÖTV indirimi imkanı olabilir diye sıfırlara bakmak icab etti. SUV’lar hacimli arabalar olduğu için tüketimi uygun olsun diye dizel araçlar daha cazip geliyor. Fakat bu sefer de fiyat çok yükseliyor. Her vatandaş gibi biz de bol…

Balkan Tatili mi kazandık :)

Geçen hafta bir aydır büyük bir gizlilikle üzerinde çalıştığım bir planı işlettik ve başarılı bir şekilde amacımıza ulaştık. Web teknolojileri ile doğrudan alakalı olduğu için buraya da yazmak istedim. Planım eşime 10. evlilik yıl dönümü olarak, yıllardır gitmeyi planladığımız Balkan tatilini  sanki bir tur şirketinin düzenlediği yarışmayı kazanmış gibi hissetirmekti. Tatil önceden hazırlanmayı icab ettiren bir süreç olduğu için yıldönümünde sabahın köründe “ta daaaa, hadi hazırlan 2 saat sonra uçağımız var, balkanlara gidiyoruz” desem olmazdı herhalde :))) O nedenle bu yarışma olayını düzenledim, hem hatırası olsun, hem de böyle bir yarışma tecrübesi yaşasın istedim 🙂 Tatili ayarlar ayarlamaz önce bir…

Daha dün Turkcell 3G Blogger Buluşmasındaydık

2009 Temmuz ayında Taksim Odabaşı’nda Turkcell’in düzenlediği 3G lansman buluşmasına gitmiştik. Nerdeyse 7 sene önce! 3G’nin gelmesine bir ay vardı. Turkcell hazırladığı ürünleri bize tanıtıyordu. Görüntülü görüşmeye imkan veren LG’nin telefon özellikli saati çok beğenilmişti. Eşimle o sene ilk akıllı telefonlarımızı almıştık. Ben malesef 1050 TL’ye içinde Windows Mobile 5.6 olan minicik ekranlı Samsun Omnia almıştım, eşime de 1250 TL’ye içinde iPhone OS (iOS değil) yüklü olan iPhone 3G almıştık. Bunları ödemek epey sürmüştü 🙂 Ben henüz daha Apple dünyasına giriş yapmamıştım, az buçuk Windows programlama bildiğim için Windows yüklü bir telefon daha mantıklı gelmişti. Daha rahat uygulama yazarım diye…

Büyüklere Oyuncak: GoPro Hero 4 Session

Son bir kaç yılda çocukken oyuncaklarımızda aldığımız keyfi yakaladığımız pek çok araç gereç kullandığımızı düşünüyorum. Gerçi benim gibi fazla oyuncağı olmadan büyüyen biriyseniz buna bir çeşit geçmişin acısını çıkarma da diyebiliriz.

Screen Shot 2016-01-19 at 01.38.37

Screen Shot 2016-01-19 at 02.02.14

Screen Shot 2016-01-19 at 02.07.11

Erkek çocuklar için en önemli oyuncak araba olduğundan büyüdüğümüzde ilk peşinden koştuğumuz ve en pahalı olan bu oluyor. Araba almak eskiden nasıldı bilmiyorum. Şuan bir sürü marka / model ve kampanya var. Çok fazla olmasa da düzenli bir geliri olan, azıcık kanaat etmesini bilen ve başka acil ödemesi olmayan herkes araba alabilir. Örnekleri etrafımda pek çok var. Kimisi profesyonel iş hayatının daha ilk yıllarında, kimisi ise yarı zamanlı öğrenci.. Diğer memleketleri bilemiyorum ama İstanbul’da tam zamanlı öğrenci olmak lüks gibi geliyor. Mezun olunca hem deneyim olarak hem maddi olarak dımdızlak ortada başlamak yerine biraz stresli de olsa yarı zamanlı bir iş kovalayıp akranlarından bir adım önde olmak mutlaka daha iyi olacaktır. Yarı zamanlı çalışmaktan kastım illa okuduğun bölüm değil, altından kalkabileceğin, eğitimini zorlamayacak, motivasyonunu zinde tutabilecek başka işler de olabilir. Yine bu cümleleri etrafımdaki örneklerden seçerek yazıyorum.

Araba olmadı madem, önce küçük oyuncakları toplayalım o zaman.. Kendi küçük, ceremesi ağır oyuncakların en meşhuru: Akıllı cep telefonu. Lise çağındakiler bile iPhone 6 kullanıyor artık. Bundan alâ oyuncak mı olur 🙂 Yalnız 3-4 yıldır telefonu elinden düşürmeyen biri olarak şunu söyleyeyim; iki aydır iki dirseğim de uyuşuyor. Beş dakika telefonla görüşsem klavyeyi kullanamaz oluyorum. Şuan bu yazıyı yazarken yere oturmuş, orta sehpanın üzerindeki klavyeye uzanıyordum. Baktım acı çekiyorum, klavyeyi sehpanın altındaki bölmeye koydum. Dirseklerimi uzatarak yazabiliyorum. Bir iki ay evvel annesini aynı şikayetten doktora götürmüş biri olarak dirseklerimde sinir sıkışması ihtimalinden korkuyorum. Havalar düzelince bir doktora gitmek gerek. Bu arada belirteyim; annem benim gibi telefon veya klavye kullanmaktan değil bütün gün dantel işlemekten muzdarip 🙂 Kendisi yıllar önce Carpal Tunnel ameliyatı da olmuştu ki bu da meşhur bir bt’ci hastalığıdır. Bileğimdeki bezeye ampirik bir röntgen çekersem onun da ilerde ameliyatlık olduğunu söyleyebilirim 🙂

Harekette Bereket Vardır

Teknopark’taki firmamız 4 gündür tadilat içerisinde. Ofis içerisindeki camekanlı bölümlerin yerini değiştiriyoruz. Yazın piştiğimiz pencere kenarları şimdi toplantı odası ve diğer yönetici odaları haline geliyor. Biz cam kenarı sakinleri olduğumuz gibi orta alanda stajyerlerimizden başka hemen hiç kullanılmayan kısma geçiyoruz. Bu son ofisimizde 4-5 yıldır çalışıyoruz. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü içerisinde olduğumuz için burayı çok seviyorum. Yanımızda yükselen diğer teknopark bloklarının inşaatını saymazsak hiç trafik ve gürültü yok diyebiliriz. En azından kampüsün içinde yok 🙂 Üstelik kampüs çok geniş ve yemyeşil. Orta bahçe ve etrafındaki eski osmanlı kışla binası zaten paha biçilemez güzellikte. Hal böyle olunca buradan vazgeçmek zaten…

Bu matrisleri, integralleri gerçek hayatta nerde kullanacağız ki..

artsfon.com-2430Sayısalcı bir öğrenci olmakla beraber lise son sınıfta türev, integral gibi konuları sevememiştim. Ta ki o zamanlar yedek subay olarak okulumuzda öğretmenlik yapan Suat Bey (kulakları çınlasın) dersimize gelene kadar.

Suat öğretmenin güzel anlatımıyla başta karışık gelen bu konuları rahatlıkla öğrenmiştim. Dahası bilhassa şekillerinden korktuğum için ısınamadığım, asla öğrenemeyeceğim sandığım geometriyi de kurcalamış, korktuğum kadar sıkıntılı bir ders olmadığını, bilakis ucundan tutunca çorap söküğü gibi gerisinin geldiğini farketmiştim. Önceden korktuğum ve almaktan çekindiğim analitik geometri dersini de gözüme kestirip bir dönem daha okula devam etmiştim. Bizim zamanımızda kredili sistem vardı, beğenmeyenler olabilir ama ben o sistemi sevmiştim.

Sonra ne olduysa üniversitede oldu.. Bu blogda üniversitede yaşadığım hayal kırıklıklarımla ilgili bol bol yazı var zaten, bir tane daha ekleyelim.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde aldığım matematik derslerinden malesef bir şey anlamadım. Lisede herşey belirli idi, limitin, integralin bir sınırı vardı. İşin içinde rakamlar vardı. Üniversitedeki matematik dersinde ise Türk Dili ve Edebiyatı’ndan daha çok harf kullanılıyordu. Malesef beynim bu akademik matematiği anlamamıştı..

Öğrenciyken gördüğümüz onca formülün, matrisin, türevin, integralin nerde nasıl kullanılması gerektiği, bu formüllerin nerden geldiği, nasıl bir çalışmanın ürünü olduğu malesef umurumuzda olmuyor. Dersi geçelim yeter diyorsunuz. Tabi kendi adıma konuşuyorum. Sonra profesyonel meslek hayatınızda bunlar bir gün zınk! diye karşınıza çıkınca afallıyorsunuz.