"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Genel

Ve Sinema: The Adjustment Bureau

Bir Jason Bourne fanatiği olduğumdan beri Matt Damon’un filmlerini merakla bekliyorum. Jason Bourne serisinin başarılı yönetmeni Paul Greengrass’ın çektiği Green Zone’da yine Matt Damon ve action bir araya geldi ama film Irak’da geçtiğinden Bourne’daki gibi hevesimi alamadım. Bourne’da adam tüm Avrupa’nın altını üstüne getiriyordu. Bugün ofisde pazartesi sendromumun en güzel şekilde geçmesi için adetim hilafına bilgisayara bir kulaklık takıp bir şeyler dinliyordum. iTunes dinlediğim dosyayı bitirdikten sonra sağolsun diskteki bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olan diğer mp3’leri de çalmaya başladı. Tabi bunların arasında Moby-Extreme Ways de vardı (Bourne serisinin kapanış jeneriği). Bunu dinleyince sendrom mendrom kalmadı. Hemen masaüstlerimden birini Bourne…

Bilgisayar’ı keyifli kullanmak = Mac Kullanmak

Geçtiğimiz sene eşime iMac almakla başlayan Mac yolculuğumuz büyük bir keyifle devam ediyor. O zamanlar daha yeni aldığım Asus laptop’u önce MacOs’a çevirmek sonra da satmak için ne kadar uğraştığımı “olMAC ya da olmaMAC” başlıklı şu yazıda uzuun uzun anlatmıştım. En nihayet kendime bir Mac Mini almayı başarmıştım. Zaten işyerinde daha öncesinden MacOs kurulu Dell Vostro kullanıyordum (bu Dell’lerin yerine de Mac Mini aldırma çalışmalarım hızla devam ediyor).

Hasılı, Mac kullanmaya başladığımdan beri bilgisayar karşısında işim gereği saatlerimi harcarken artık büyük bir keyif alıyorum. Çocukluğumdan beri bilgisayar başında sadece program yazdığımda (ve gençliğimde Tomb Raider oynadığımda) saatlerin nasıl geçtiğini anlamazdım. Şimdi bilgisayarı bir son kullanıcı olarak kullanırken de akıp gidiyor zaman.

Format denen illet hayatımdan uçup gitti. Antivirüs kurmak, crack aramak derdi kalmadı. Komut satırında coşmak istediğim zaman daha doğru düzgün tam ekran bile olamayan aptal CMD’ye mahkum olma devri bitti. Bir sunucuya bağlanmak için Putty gibi harici programları değil doğrudan kendi komut satırımı kullanabiliyorum. Dosyalarım disk üzerinde A, B, C gibi ayrı ayrı ağaçlarda değil, tek bir “/” köküne (root) bağlı. Unix’in 1970’lerden beri süregelen sapasağlam yapısını işletim sisteminin iliklerinde olduğunu bilmek bir nevi Hummer kullanmak gibi bir şey (Hiç Hummer’a binmedim ama herhalde sağlam bir arabadır).

iPhone 3.Ders 2.Kısım: Navigation Controller ile Yemek Tarifleri Uygulaması

Kursda üçüncü dersin son kısmında hızlıca Navigation Controller’ı görmüştük fakat yazmaya fırsat bulamamıştık. İyi de oldu, çünkü tek bir yazıda uzun uzadıya bütün dersi anlatmaktansa konulara göre bölerek anlatmak daha iyi olur kanaatindeyim.

iPhone uygulamalarında en çok kullanılan view controller’lardan biri de Navigation Controller’dır. Navigation Controller’da hiyerarşik bir düzen vardır. Genelde Table View’larla beraber kullanılır. Kullanıcı ilk Table View’dan bir satıra tıkladığında o satırla ilgili yeni bir view çağrılır. Eğer bu da bir Table View ise burdaki bir satıra tıklandığında bir sonraki ilgili view çağrılır. Her bir alt kademedeyken bir üst kademeye geri dönmek için Uygulamanın üst kısmındaki bar’da geri dönüş butonları otomatik olarak çıkar (Tabi o ekran için bir title -başlık- yazmışsak).

Şimdi basit bir uygulama ile Navigation Controller’in detaylarına inelim. Yemekler adında küçük bir uygulama hazırlayalım, ilk ekranda “Etli Yemekler, Zeytinyağlılar ve Çorbalar” şeklinde yemek kategorileri listelensin. Etli Yemekler’e tıklandığında “Orman Kebabı, Hünkar Beğendi, İskender” sıralansın. Zeytinyağlılar’a tıklandığında “Taze Fasülye, İmam Bayıldı, Barbunya” sıralansın. Çorbalar’a tıklandığında “Ezo Gelin, Tarhana, Yayla, Şehriye” sıralansın. Aslında kursda bu örneği işlemedik ama nasılsa blog’da zamanımız daha bol olduğu için sindire sindire anlayalım diye bu tarz bir örnek kullanmak istedim.

Birden fazla Table View ile çalışmak

Eğer iPhone uygulamamızda birden fazla Table View kullanmak istiyorsanız ve kodlar da birbirine karışmasın diyorsanız aşağıdaki adımları takip ediniz:

  • View Based Application taslağı ile yeni bir proje oluşturun. (Bu yazı için hazırladığımız örnek projemize “CokluTablo” adını verdik. Dosya isimlendirmeleri bu şekilde yapılacaktır.)
  • Resurce klasöründeki CokluTabloViewController.xib dosyasını Interface Builder ile açıp içine Library’den 2 tane TableView  nesnesi yerleştirin. (Resim 1)
  • Xcode’a geri dönüp Classess klasörüne sağ tıklayın ve şu adımları seçin: Add -> New File -> UIViewController Subclass (seçeneklerden sadece UITableViewController subclass seçili olsun). (Resim 2)
  • Dosya adı olarak Tablo1.m yazın (Tablo1.h da otomatikmen oluşacaktır).
  • Aynı işlemi tekrar yapın ve dosya adı olarak Tablo2.m yazın.

iPhone Kursu 3. Ders: TableViewController

Malumunuz iki hafta önce Gelişim Platformu bünyesinde 60 saatlik iPhone Uygulama Geliştirme eğitime başladık. Kursda gördüğümüz konuları dilim döndüğünce burada paylaşmaya çalışıyorum. Konular ilerleyip karmaşıklaştıkça detayları paylaşmak daha yorucu olacağından şimdiden affınızı rica ediyorum.

Bu dersimizde ViewController’ları gördük. Bir kaç tanesine değindik, TableViewController ve Navigation Controller üzerinde denemeler yaptık. Diğer derslerde controller’lara devam edeceğiz.

iPhone için yazılan uygulamalar MVC (Model, View, Controller) prensibine dayanır. Kabaca ifade edersek; Model yapıları veritabanı ile olan alışverişi, View yapıları uygulamanın görsel kısımlarını oluşturur. Controller’lar ise bu ikisini koordine eden yapılardır.

iPhone Kursu 2. Ders: Hello World!

Bu akşam iPhone Eğitimimizin 2. dersini gördük. Daha önce kendi başımıza uygulamalar yazmış olsak da sınıf olarak herşeye sıfırdan başladığımız için geçtiğimiz dersde Xcode’a tepeden bir bakış attık. Bugün de ilk “Hello World” uygulamamızı yaptık.

Uygulamaya geçmeden önce Mac tedarik edemeyen kursiyerlerin Windows makinelerinde çalışabilmeleri için önceden hazırlanmış ve içinde Xcode bulunan sanal makine (VMWare) imaj dosyası elden ele dolaştı (bu dosyanın linkini bulabilirsem bu sayfalarda yayınlayacağım). Ofisteki bir arkadaşımdan ödünç MacBook Air alamasaydım ben de bu kervana katılacaktım. Sanal makinelerle ne kadar uğraştığım blogun eski sayfalarında mevcut. Bu noktada hemen haklı eleştirimizi yapalım. Gelişim Platformu; yıllardır verdiği eğitimlerle ön planda olan bir dernek. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de iPhone uygulama eğitimi ilk kez GP tarafından veriliyor. Çok makbule geçtiğini -şahsen- ifade edeyim. Fakat bu kursa arkadaşlarımı çağırırken “bir şey getirmenize gerek yok, nasılsa iPhone eğitimini pc’lerde yapacak halimiz yok, orda Mac laboratuvarları vardır” demiştim. Fakat değil Mac, normal bir pc laboratuvarı bile göremedik. Neyse ki başvuranların sayısı çok fazla oldu da iki gruba bölünerek rahat bir ortamda ders almaya başladık.  İnşallah bu iPhone eğitimi daha pek çok kere verilecektir. GP’de güzel bir laboratuvar ile bu başarı karşısında kendini ve kursiyerlerini ödüllendirir.

Kasım’da kod yazmak başkadır

Bu bayram 9 gün tatil olunca fırsattan istifade eşimin memleketi Gönen’e kaçtık. Tastamam bir hafta orada kalmak üzere plan yaptık. Haftalardır vakitsizlikten bitiremediğim işleri gün gün programladım. Yedi gün, yedi iş. Gel gör ki havalar mükemmel sıcaklıkta olunca içimden çalışmak gelmedi bir türlü. İlk bir kaç gün akraba ziyaretleri, el öpmeler.. Sonra gezelim tozalım, adalara gidelim (Marmara Adası’na gittik, gezentigiller.com’da bugün yarın çıkar) derken baktım 6. gün olmuş bile. Son gün can havliyle listemdeki ilk işe başlayıp bitirdim :)) O yanıma kar kaldı.

Mac ailemize yeni birey

Bir önceki evlilik yıldönümümüzde eşime aldığım iPhone 3G ile başladı herşey. Sonra geçen doğum gününde aldığımız iMac ile macera devam etti. Ardından henüz 8 aylık olan Asus Notebook’umu satıp Mac Mini’yle tanıştık. Şimdi de aylardır yolunu gözlediğimiz şirket hediyesi iPad eklendi ailemize. Öte yandan iPhone için hazırladığımız uygulamalara artık iPad uygulamaları da eklenmeye başladı. İlk olarak Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci İşleri Sistemi olan OİS’in iPad versiyonunu hazırladık. Şimdilik yayında değil. AppStore’dan onay bekliyor. Bunun akabinde yine aynı kurumun başka uygulamaları da gelecek. Diğer taraftan da kısa bir süre önce iPhone versiyonunu hazırladığımız Ebruli Osmanlıca Sözlük (offline) ve Crazy Math’in iPad versiyonlarını…

Mac için ‘mini’k benim için büyük bir adım

Gerek ofisteki gerek evdeki normal pc’lere macos (iatkos) kurmak için ne kadar uğraştığımı bu sayfalarda bir kaç kere yazmıştım. Bunlardan en uğraştırıcı olanı geçen hafta nihayet sattığım Asus N61VN laptopum idi. Asus’u satınca Mac-Mini almaya karar vermiştim. Sağolsun Friend Feed camiasından Barış Değer ve Bahaeddin Beyler bu konuda yardımcı olacaklarını önceden belirtmişlerdi. Fırsat çıkınca hemen kapılarını çaldım ve ennihayet geçen hafta Mac-Mini’yi evimizde gördük. Gördük görmesine ama çalıştırmak ancak dün nasip oldu. Zira ilk gün ofisten getirdiğim VGA monitörü bulabildiğim tüm aparatlarla denememe rağmen Mac-Mini’ye bağlayamadık ve biz de en hızlısından bir gönderi yaparak hepsiburada.com’dan yeni bir monitör sipariş verdik.…

BT’cinin Dondurmayla İmtihanı

Geçen cumartesi eşimin blogu vesilesi ile Çorlu’daki Algida Dondurma Fabrikası gezisine davetliydik. Son zamanlarda katıldığımız pek çok etkinlikte olduğu gibi bunda da ben +1 olarak gitme şansına sahip oldum (Bada Developers Days etkinliğinde eşim +1 idi heh hee). Gezinin olduğu sabah eşim rüyasında servis otobüsünü kaçırdığımızı görmüştü, öyle de oldu. Daha doğrusu biz vaktinde duraktaydık ama servis durağı tutturamadı ve bizi es geçti. Çok şükür imdadımıza FF’den Göktaşı Hanım ve eşi yetişti. Onlar durağa arabalarıyla gelmişlerdi. Otobüsü fazla uzaklaşmadan yetişebildik. Daha çok yemek bloggerları davetli olduğundan katılımcıların büyük bir kısmı bayandı. Sunipeyk bey ve Özgür Bey (babaolmak.com) baylardan bildiklerim. Özgür…