"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Genel

SVN ile çalışmanın dayanılmaz hafifliği…

SVN (Subversion) kaba bir tabirle sürekli güncellenen dosyalar için sürüm kontrol sistemi olarak ifade edilebilir. Başkaları nasıl kullanıyor bilmiyorum ama biz program geliştiricileri için hayat kurtarır mahiyettedir.

SVN ile proje dosyalarınızı güvenilir, yedekleri düzenli şekilde alınan bir sunucuda tutabilirsiniz. Çalışacağınız zaman bu dosyaların en güncel halini kendi bilgisayarınıza indirip gerekli güncellemeleri yapıp ilgili yorumlarınızla birlikte tekrar svn sunucunuza geri gönderebilirsiniz. Üstelik aynı projede çalışan birden çok kişi de kendi kullanıcı bilgileri ile bu işlemi yapabilir. Böylece kimin nereye ne şekilde ekleme çıkarma yaptığı gün, gün, saat saat bellidir. Dilediğiniz zaman dilediğiniz bir sürüme dönüş ya da inceleme yapabilirsiniz.

İşyerinde SVN ile çalışmak bizim için büyük bir nimet. Üzerinde kodlarınızı yazdığınız bilgisayarın başına herhangi bir iş gelse; disk bozulsa, virüs bulaşıp tüm dosyalarınız zarar görse üzülmeniz gereken tek şey sadece en son yazıp ‘commit’ etmediğiniz kısımlar olur ki genelde bunlar tüm projenin yanında oldukça az bir yer kaplar. Tabi bu kısımlar hayati kısımlar da olabilir ama, o zaman makinenize gözünüz gibi bakın ne diyeyim.

İşte bu rahatlığı evimde de kullanmak için uzun zamandır fırsat kolluyordum. İstediğim zaman erişebileceğim bir svn sunucum olsun istiyordum. Makinemi her formatladığımda sayıları giderek artan ve kontrolden çıkmaya başlayan proje yedeklerim için en iyi çözüm svn idi. Gerçi bu işi ücretli veya ücretsiz yapan başta Google ve SourceForge gibi onlarca site var fakat bilhassa bu saydıklarımda projeyi oluştururken ‘açık kod lisansınızı seçiniz’ şeklinde sorular sorulması beni işkillendirdi. Küçük de olsa ticari kodlarımın açık seçik olması taraftarı değilim. Aslında 3o küsür yaşında bir programcı olarak ‘açık kod’ nedir denince kafamda net bir cevap oluşması lazımdı ama malesef  yok.

BT’nin yakın tarihi..

Bu yazı Sayın Dr. Hakkı Öcal Bey’in www.potkal.com web sitesinde 26 Ekim 2009′da yayınlanmış yazısıdır. 26 Ekim 2009, Dr. Hakkı Öcal, http://www.potkal.com/y_yazi_icerik.asp?yID=2699 Yıllar önce yazdım bunu, ama geçtiğimiz günlerde FriendFeed’de başlatılan bir tartışma sebebiyle yeniden yazmam gerekiyor. GAP için rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’in isteği üzerine bir fotoğraf çekme turu yaptık; o sırada  ben burada verdiğim Masaüstü Yayıncığı dersini Web Teknikleri’ne çevirmiştim. 20-25 günlük tura başlarken Ankara’da havaalanında bulduğum bütün bilgisayar dergilerini aldım. O baraj senin, bu baraj benim, GAP bölgesini adım adım gezerken gezerken, fırsat buldukça bu dergileri okudum. İzlenimimi iki kelime ile özetleyebilirim: Tepem attı! Hem de öyle bir…

Zaman ayarlı modem

Sanırım 1999 yılıydı. Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde öğrenciydim. Evimiz üniversiteye yakın sayılırdı. Çok ucuza bir bilgisayar toplamıştım, hemen herşeyi onboarddı zaten. Üzerindeki modem’i bile. O zamanlar Hakkı Abi’yi yani sevgili Dr. Hakkı Öcal beyi msn’de bulmak mümkündü. Sabahlara kadar bilgisayar başında oturduğum için gece gec saatlerde rastlayabiliyordum. Bu rastlantılardan birinde Hakkı Abi’yi hazır bulmuşken bilgisayarımdaki bir problemden bahsedeyim dedim. Zira yeni bilgisayarımla istediğim zaman internete (çevirmeli ağla bağlanarak) giremiyordum. Ne hikmetse sadece gece 2 ile 6 arası nete girebiliyordum. Diğer zamanlar çeviriyor bağırıyor çağırıyor ama nete girmeyi başaramıyordu. Sadece gece 2 ile 6 arası.. Hakkı Abi bunu…

Leb demeden..

Leb demeden leblebiyi anlamak ayrı bir olay için kullanılır ama ben şimdi heyecandan düzgün deyimi bulamadım, bunu kullanayım dedim. Bugün gtalk’da bir arkadaşa weble ilgili bir hususda yardım etmek için google’da arama yaparken çözümün Türkçe sitelerde olmadığını görünce bari bunu bir yerde yazalım, lazım olur diye düşündüm. Yazacak en doğru yer de ilk göz ağrımız BT Hayat olur diye işi gücü bırakıp blogu kurdum. İlk giriş yazısını yazdım (sonra onu sayfalar kısmına taşıdım), temasını ayarlayayım, kategorileri düzenleyeyim derken şimdi bir mail aldım. Sevgili Levent Candan bey kardeşimiz nasıl yaptıysa şıp diye bizi bulmuş. Kendisi BT Hayat’ın eski takipcilerindendir. Kendi deyimi…