"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Genel

Kendi çalışma masanı kendin yap! #DIYDESK

Bir süredir YouTube’da yabancı marangozların videolarını izliyorum. Bunlar profesyonel olarak değil, hobi olarak #diy (“do it yourself” / kendin yap) mantığıyla kendi garajlarında (ah o garajlar) kendi evinin ihtiyaçları için marangozluk yapanlar genelde. Bilhassa April Wilkerson bir kaç yıl içerisinde sıfırdan bu işe merak salmış biri olarak çok dikkatimi çekiyor. Kadın beş senede işi o kadar büyüttü ki makine mühendisi olan eşiyle birlikte kullandığı mevcut garajı kendisine yetmeyince evinin arazisi içerisinde müstakil ve neredeyse bir ev büyüklüğünde büyük bir garaj (atölye de denebilir) inşa etti. Evet, şunu oyayım, bunu keseyim, şu tahtayı da şuraya filan derken sıfırdan ahşap ve ev…

Laravel-Vue ikilisinde dil dosyası problemi

Laravel-Vue ikilisini ne kadar övsem az. O nedenle bu kısmı es geçip yaşadığım dil sorununu nasıl aştığımı anlatmak istiyorum. Laravel’de blade template kullananlar çok dilli bir projeyle ilgileniyorsa lang() veya daha sade haliyle __() fonksiyonunu biliyordur. Kısaca anlatalım. resources/lang klasörü altında “tr”, “en” gibi dil klasörleri oluşturup bunların içine ayrı ayrı kullanabileceğimiz dil dosyaları oluşturuyoruz. Örneğin resources/lang/en/menu.php dosyasının içeriği şu şekilde oluyor. <?php return [ ‘dashboard’=>’Dashboard’,    ‘system’ => ‘System’,  ‘customers’=>’Customers’ ]; Bu içeriği şu şekilde çağırıyoruz. {{ __(‘menu.dashboard’) }} //veya @lang(‘menu.dashboard’) PHP’de işler böyle.. Peki Vue kullandığımızda artık iş PHP’den çıktığı için Javascript’le başbaşa kalıyoruz. O zaman bu dil…

Muhteşem ikili: Laravel ve Laracasts

Laravel’le ilk tanışmamız ne zamandı diye baktığımda 2015 Nisan olduğunu görüyorum. Daha doğru düzgün bir şey öğrenemeden başladığım halde sunduğu kolaylıklar sayesinde kısa sürede Kitapi gibi şimdi 100 bine yakın kişi için hizmet veren bir yazılımı oluşturmak ve devam etmesini sağlamak mümkün oldu. Laravel çok güzel, kullanışlı, kolay öğrenilebilir bir framework olmasına rağmen, inceliklerini bilmeden benim gibi balıklama atladığınızda ve derenin ortasına geldiğinizde içinizi biraz burukluk kaplayabiliyor. Çünkü bir sonraki projenizde daha çok şey, bir sonrakinde ise daha da çok şey öğrenmiş oluyorsunuz ve eski yaptıklarınızı keşke şöyle yapsaydım diyorsunuz. Hele üstüne bir de Laracasts gibi bir şeyle tanıştıysanız. Bölümleri izlerken…

Internette Emeğe Saygı

Internet içeriğinin büyük bir kısmını bloggerlar oluşturuyor. Blogların dışında her gün yüzlerce Twitter, Instagram ve Facebook gibi platformlarda yeni hesaplar açılıyor. Özel ya da değil bir sürü içerik paylaşılıyor. Bir kısmı kendimize ait, bir kısmı yine internette bulup beğendiğimiz içerikler. Hal böyle olunca kopya içerik maalesef çok fazla oluyor. Kimisi el emeği göz nuru bir çalışmanın fotoğrafını kendine aitmiş gibi paylaşıyor, kimisi utanmadan bütün bir haberi metin ve fotoğraflarıyla birlikte çalıp kullanıyor.. Kaynak belirtmeksizin! Çok beğendiğim ve ilk gününden beri takip ettiğim, kaliteli bir tasarım çizgisi olan Log Dergisi bu konuda çok sıkıntı çekiyor. Geçen yıllarda da üstüne basa basa durduğu…

Bilişim sektörümüzün ahvali

Başlığın afilli olmasına bakmayın. Genç kardeşlerimize bir iki tokat vurup kaçacağım. Bir kaç gündür başka bir blogu beslemek adına news.ycombinator, TechCrunch, TheVerge, Mashable, ProductHunt gibi sitelere yoğun bir şekilde bakıyorum, okuyorum, tarzan ingilizcemle çeviri yapıp anladığımı yalan yanlış yazıyorum. Şunu farkettim ki adamlar bizim üç paragraf haber yapıp geçtiğimiz pek çok şeyi “analiz” edip, başka editörlerle tartışıp, tartışmanın ses kaydını internet ortamında paylaşıp haberin önünü sonunu eşelemeden bırakmıyorlar. O kadar uzun makaleler ortaya çıkıyor ki, birileri bunu baştan aşağı okuyor mu hakikaten diye merak ediyorum. Okumasalar bu kadar detaya girmezler herhalde.. Çünkü bunu çok yapıyorlar.. Sonra kendimize bakıyorum.. Bu kadar önemi…

“Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın”

Başta memleketimiz olmak üzere bütün islam aleminin sevinçle karşıladığı İstanbul’un fethinin 563. yıl dönümü kutlu olsun. Sevgili peygamberimizin sallallahü aleyhi vesellem müjdesine nail olmak için canla başla çalışan bütün ecdadımızın ruhları şadolsun. Bu satırları çok değil daha dün gibi bir tarihte, 1912’de bir ata toprağı olan Üsküp’den yazıyorum. Buraya gelene kadar geçtiğimiz bir hafta içerisinde adımımızı attığımız hemen her yer eskiden ezan seslerinin yükseldiği, camilerin dolup taştığı ve 500 küsür yıldır da bizim olan vilayetlerdi. 500 küsür yıl ne demek. Bizden sonra küsüratı kadar bile peşpeşe huzur yaşayamamış buralar. Parçalanmış, birleşmiş, parçalanmış.. Eski devirler geçti gitti.. Eskiden ecdadımız islamiyetin yayılması…

Bir Haftasonu Projesi: hangisuv.net

Herşey bizim düldülün (2011 Hyundai ix20) 100 bin km’ye yaklaşmasıyla başladı.. Oncağızı alalı 3 sene oldu. 43 bin km’de almıştık. Şimdi onu elden çıkarıp yerine ne alacağız derdine düştük. Gönlümüz dağ bayır gezmekte olduğu için SUV (sport utility vehicle / spor amaçlı araç) tabir edilen nispeten yerden yüksek bir araç bakıyoruz ama hepsi tuzlu. Normalde 2. el alırız mutlaka fakat bu kez nasip olursa ÖTV indirimi imkanı olabilir diye sıfırlara bakmak icab etti. SUV’lar hacimli arabalar olduğu için tüketimi uygun olsun diye dizel araçlar daha cazip geliyor. Fakat bu sefer de fiyat çok yükseliyor. Her vatandaş gibi biz de bol…

Core Data verisini dolu kullanmak – iOS

İlk ve tek ücretli iOS uygulamamız Ebruli Osmanlıca Sözlük’ün son sürümündeki bazı teknik sıkıntılar nedeniyle epey kötü yorum almış bir developer olarak diğer işlerimden vakit ayırıp bu sorunlu versiyonu düzeltmeye karar vermiştim. Yılbaşında bu fırsatı değerlendirip kodu gözden geçirmiş, sorunlu yerlerin civatalarını sıkılaştırmıştım ama istediğim gibi olmamıştı. Araya bir de gâvurların noel tatili girince uygulamayı AppStore’a gönderememiştim. Bu gece Ebruli’yi kökünden halletmeye karar verdim. Sorun şuydu: Uygulamanın son versiyonunda Apple’in kendi veritabanı sistemi olan Core Data’yı kullanmak istemiştim. Core-Data’nın kendisi de zaten SQLite tabanlı bir sistem ama kötü bir kod olmasın, abudik gubidik sqlite işlemleri yapmayayım diye bu yolu seçmiştim.…

Büyüklere Oyuncak: GoPro Hero 4 Session

Son bir kaç yılda çocukken oyuncaklarımızda aldığımız keyfi yakaladığımız pek çok araç gereç kullandığımızı düşünüyorum. Gerçi benim gibi fazla oyuncağı olmadan büyüyen biriyseniz buna bir çeşit geçmişin acısını çıkarma da diyebiliriz.

Screen Shot 2016-01-19 at 01.38.37

Screen Shot 2016-01-19 at 02.02.14

Screen Shot 2016-01-19 at 02.07.11

Erkek çocuklar için en önemli oyuncak araba olduğundan büyüdüğümüzde ilk peşinden koştuğumuz ve en pahalı olan bu oluyor. Araba almak eskiden nasıldı bilmiyorum. Şuan bir sürü marka / model ve kampanya var. Çok fazla olmasa da düzenli bir geliri olan, azıcık kanaat etmesini bilen ve başka acil ödemesi olmayan herkes araba alabilir. Örnekleri etrafımda pek çok var. Kimisi profesyonel iş hayatının daha ilk yıllarında, kimisi ise yarı zamanlı öğrenci.. Diğer memleketleri bilemiyorum ama İstanbul’da tam zamanlı öğrenci olmak lüks gibi geliyor. Mezun olunca hem deneyim olarak hem maddi olarak dımdızlak ortada başlamak yerine biraz stresli de olsa yarı zamanlı bir iş kovalayıp akranlarından bir adım önde olmak mutlaka daha iyi olacaktır. Yarı zamanlı çalışmaktan kastım illa okuduğun bölüm değil, altından kalkabileceğin, eğitimini zorlamayacak, motivasyonunu zinde tutabilecek başka işler de olabilir. Yine bu cümleleri etrafımdaki örneklerden seçerek yazıyorum.

Araba olmadı madem, önce küçük oyuncakları toplayalım o zaman.. Kendi küçük, ceremesi ağır oyuncakların en meşhuru: Akıllı cep telefonu. Lise çağındakiler bile iPhone 6 kullanıyor artık. Bundan alâ oyuncak mı olur 🙂 Yalnız 3-4 yıldır telefonu elinden düşürmeyen biri olarak şunu söyleyeyim; iki aydır iki dirseğim de uyuşuyor. Beş dakika telefonla görüşsem klavyeyi kullanamaz oluyorum. Şuan bu yazıyı yazarken yere oturmuş, orta sehpanın üzerindeki klavyeye uzanıyordum. Baktım acı çekiyorum, klavyeyi sehpanın altındaki bölmeye koydum. Dirseklerimi uzatarak yazabiliyorum. Bir iki ay evvel annesini aynı şikayetten doktora götürmüş biri olarak dirseklerimde sinir sıkışması ihtimalinden korkuyorum. Havalar düzelince bir doktora gitmek gerek. Bu arada belirteyim; annem benim gibi telefon veya klavye kullanmaktan değil bütün gün dantel işlemekten muzdarip 🙂 Kendisi yıllar önce Carpal Tunnel ameliyatı da olmuştu ki bu da meşhur bir bt’ci hastalığıdır. Bileğimdeki bezeye ampirik bir röntgen çekersem onun da ilerde ameliyatlık olduğunu söyleyebilirim 🙂

Harekette Bereket Vardır

Teknopark’taki firmamız 4 gündür tadilat içerisinde. Ofis içerisindeki camekanlı bölümlerin yerini değiştiriyoruz. Yazın piştiğimiz pencere kenarları şimdi toplantı odası ve diğer yönetici odaları haline geliyor. Biz cam kenarı sakinleri olduğumuz gibi orta alanda stajyerlerimizden başka hemen hiç kullanılmayan kısma geçiyoruz. Bu son ofisimizde 4-5 yıldır çalışıyoruz. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü içerisinde olduğumuz için burayı çok seviyorum. Yanımızda yükselen diğer teknopark bloklarının inşaatını saymazsak hiç trafik ve gürültü yok diyebiliriz. En azından kampüsün içinde yok 🙂 Üstelik kampüs çok geniş ve yemyeşil. Orta bahçe ve etrafındaki eski osmanlı kışla binası zaten paha biçilemez güzellikte. Hal böyle olunca buradan vazgeçmek zaten…