"Enter"a basıp içeriğe geçin

BT Hayat Yazılar

Çocukluğumun geçtiği ev

Geçen sene Nisan ayında sanırım annemi götürmek için Rize’ye gitmiştim. Köye gidince annem komşularla muhabbet ederken ben de çocukluğumun geçtiği evimizi bir ziyaret edeyim dedim. Belki lazım olur diye yanıma aldığım kameranın da verdiği gazla 15 dakikalık bir video çekip YouTube’daki Gezentigiller kanalımızda yayınlamıştım. Az önce tekrar izledim. İyi ki o videoyu çekmişim. Evin orijinal halini gösteriyor. Çünkü bu videoyu çektikten bir kaç ay sonra beraber büyüdüğümüz kuzenlerimden biri durum icabı buraya taşındı. Evi güzelce tamir etti. Bazı değişiklikler de oldu haliyle. Evin kapı ve pencerelerinin renginin değişmesi dışında hepsi gerekliydi. Kapı ve pencereler orijinali gibi çivit mavisi kalsaydı iyi…

Zararın neresinden dönersek kardır (iOS’a döndüm)

Bu kez çok uzun yazmayacağım. Bizim hanım 6 ay süre vermişti ama ben 6 gün anca dayanabildim. Geçen hafta aldığım Redmi Note 9 Pro fiziksel olarak ne kadar iyi bir telefon olursa olsun, Android işletim sistemine alışamadığım için satmaya karar verdim. Sağolsun ablam da telefon almayı planlıyormuş. O talip oldu. Ben de bu deneyimden ufak sıyırıklarla kurtulmuş oldum. Redmi Note 9 Pro ve eminim daha pek çok buna yakın özelliklerdeki telefon iOS’un yapabildiği herşeyi yapıyor. Hatta görünümü iOS’a bile benzetmek mümkün. Ama işte sorun da burda başlıyor. iOS’da herşeyin bir yolu var. Android’de ise envai türlü yol var. Arayüzü kurcalayıp…

İlk kez Android telefon aldım; biraz pişmanım.

Bir önceki yazısı “Hoş geldin yeni Macbook Pro” olan ve 10 yıldır mac, 9 yıldır iPhone kullanan birinin kaleminden dökülebilecek nadir sözlerden biri de herhalde “Android telefon aldım” olur. Eski telefonum iPhone 6 Plus’u 2014 ya da 2015’te 3000 TL’ye almıştım. Eşimde de iPhone 6 vardı. Bir iki sene önce Apple’ın kasıtlı yavaşlatma mevzuları ayyuka çıkınca bizimkiler aşırı hantallaşmış, iş yaptırmaz olmuştu. Sonra güncellemeler geldi ve 1-2 sene daha idare ettik. Hala idare edemez miydik, aslında ederdik. Ama oraya geleceğim unutmazsam. Bu senenin başında eşimin telefonunu iPhone 11’e güncellemek nasip oldu. İlginçtir; Arçelik güzel bir kampanya yapmıştı. Hala onun yaptığı…

Hoşgeldin yeni MacBook Pro 16″

Apple ürünleri doların bir kaç yıldır aşırı pahalanması nedeniyle eskiden olduğu gibi yine ulaşılmaz rakamlara satılır oldu. Böyle olunca ne telefon ne de bilgisayarlarımızı kolay kolay güncelleyemez olduk. Neyse ki Apple ürünleri diğer markalara göre daha uzun süre performans verebiliyor. O nedenle 2014’de aldığımız iPhone 6 Plus ve MacBook Pro hala güzel çalışıyor. iPhone 6 Plus biraz hantal kalsa da şu an en azından bütün telefon ihtiyaçlarımı görüyor. Kuramadığım bir uygulama yok. Aslında Macbook’dan da disk kapasitesi dışında gayet memnunuz. 8 GB Ram’i, çift çekirdekli i5 işlemcisi bir web geliştiricisi için gayet yeterli. Eşim de bazı vektörel uygulamaları sorunsuz kullanabiliyor.…

Korona günleri

Bugün markete gittim. Ne var bunda, değil mi? Bu günlerde markete gitmek gibi normal bir işi bile kırk kere oturup düşündükten sonra yapar haldeyiz. Bugün markete gittim ama en son 9 gün önce gitmiştim ve 7 gündür sitenin bahçesi dahil hiç bir yere çıkmamıştım. Eşim ve çocuklarım için gün sayısı daha da fazla tabi. Bugün ayrıca eczaneye de uğradım. İçeriye aynı anda tek müşteri alınıyordu ve kapıdan girince bir metre sonra bariyer vardı. Daha içeriye gidilmiyordu. Tanesi 5 TL’ye basit maskelerden aldım. Eczacı çırağı maskeleri bir kutudan eliyle çıkarıp paketlediği için itiraz ettim ama eczacı bey bu kutunun normalde tamamının…

Bizi yokladılar!

Şirketimizi Ocak ayında kurup, yasal işlemlerin bir kısmını halletmiştik. E-Fatura, E-Tebligat gibi oturduğumuz yerden yapılacak işler hariç geriye vergi dairesinden gelip bizi yoklamaları kalmıştı. Vergi numaramız artık hazır olduğu halde -bu işlemi İTO bizim adımıza yapmıştı, vergi dairesine gitmemize gerek kalmamıştı- vergi dairesindeki işler bitmemişti. Bizzat kendim yahut mali müşavirim vergi dairesine başvurarak “işe başlama / bırakma” formu ve “e-tebligat başvurusu” yapmak icab ediyordu. İşe başlama / bırakma formunun kabulünden sonra vergi dairesinden bir memur gelip sizi adresinizde yokluyor ve artık fiziksel çaba gerektiren resmi işlemler bitmiş oluyor. Bağlı olduğum İkitelli vergi dairesi benim yolumun üstünde olduğu için bu başvuruları…

Şirket işleri nasıl gidiyor?

Bir hafta önce şirket kurduğumuzu yazmıştım. Geçen süre zarfında neler olduğundan biraz bahsedeyim. Müşavirimizin söylediğine göre ticaret odasında tescil işlemlerini yaptıktan sonra vergi dairesine gidip vergi numaramızı alacaktık. Başvurulara başlarken “potansiyel vergi numarası” olarak bir numara vermişlerdi zaten. Bu geçici numara oluyor. Bankaya sermaye taahhüdü yatırırken bu geçici numarayla başvurmuştuk. Şirket tescilinden sonraki hafta -yani bu hafta- şehir dışında olduğumuz için vergi dairesi işini bir sonraki haftaya bırakmıştık. Çünkü akabinde vergi dairesinden bir memur şirket yoklaması için adrese gelecekti. Evde yokken gelmesinler diye İstanbul’a döndüğümüz haftaya bırakmıştık bu işi. Ancak dün müşavirimiz vergi levhasının çıktığını haber verdi. Meğer ticaret odası…

BT Hayat 10 yaşında ?

17 Ocak meğer BT Hayat isimli blogumun 10. yıl dönümüymüş. Takvimime yazmışım ama ancak bugün farkettim 🙂 Ne diyelim, ilk günkü gibi çok sık yazamasak da yine de kendi çapında bir blog nihayetinde. En azından “kendime not” düşüyorum. Daha önce bir kaç kere yazmıştım. Aslında bthayat.net’in geçmişi 2001 senesine dayanıyor. O zamanlar henüz üniversite son sınıftaydım. Bizi web programlamayla tanıştıran sevgili Dr. Hakkı Öcal ağabeyimizin yazdığı ve Byte dergisinin ücretsiz verdiği PHP kitapçıklarıyla 20 yıldır ekmeğimizi kazandığımız mesleğimizi öğreniyorduk. İşte o yıllarda Bthayat.net isimli bir online dergi açmıştık. Dergi benim editörlüğümde çıkıyordu ama ben yazı yazmıyordum, bazen karikatür karalıyordum. Baş…

40 Bitmeden nihayet kendi şirketimizi kurduk

Kendi şirketimizi kurmak her zaman hayalimdi. Yani ortaokul yıllarımdan beri diyebilirim. Daha önce iki kere kurdum hatta. Ama ikisi de şahıs şirketi dediğimiz türdendi ve tabiri caizse ha var ha yok gibi bir deneyim sunuyordu. Bu kez 20 yılını devirmiş bir programcı olarak kendi şirketimizi kurmak arzusu bir kez daha içimde yer etti ve ben de kolları sıvadım. Nihayet bugün 16 Ocak 2020’de, 40 yaşımı bitirmeme 20 gün kala şirketimizi, Kodventure Teknoloji AŞ‘yi kurmak nasip oldu. Çok şükür. Neden şirket kurduk? Halihazırda zaten 15 yıldır çalıştığım firmada Ar-Ge direktörü olarak çalışmaya devam ediyorum. Bunun yanında imkan buldukça freelance işler de…

i18n’nin hikayesi

Size de garip gelmiş miydi, neden tercüme (internationalization) ile alakalı kütüphanelere i18n dendiği? Bu kısaltma hep dikkatimi çekmişti ama şimdiye kadar açıp nedir diye bakmamıştım. Geçen gün bir arkadaşım anlatınca çok ilginç geldi. Sizlerle de paylaşmak istedim. Meğer i18n, i + orijinal kelimenin yani internationalization’un harf sayısı olan 18 + n şeklinde kısaltılmış. Malum, Amerikalılar bazı deyimleri uzun uzun yazmaktansa kısaltmasını kullanırlar. OMG (Oh my God!), BTW (By the way) gibi.. Bu internationalization tek kelime olduğu için neresinden kırpalım diye bilememişler ve i18n diye kısaltmışlar. Benzer bir kısaltmayı Kubernates da yapmış. K8s diye geçiyor bazı yerlerde. Bunun dışında örnekler de…