"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Uygulama

Tüyap Kitap Fuarı’na ilk kez başka bir amaç için gitmek

IMG_6619Tüyap fuar merkezinin benim için özel bir anlamı var. 2000 senesinde sevgili Dr. Hakkı Öcal ağabeyimizin dizinin dibinde şimdi 9 yıldır eşim olan sevgili Şahika’mın marifetlerini ilk kez orada dinlemiş ve bu kızı mutlaka tanımalıyım demiştim 🙂 Aradan yıllar geçti, Hakkı Abimiz o zamanlar yurt dışında yaşadığından pek çok fuara gelemedi. Biz imkan buldukça gittik; hem bilişim fuarına, hem kitap fuarına.. Bilişim fuarları teknolojinin yayılması, ekonomik durumların iyileşmesi, iPhone’ların öğrencilerin dahi elinde rahatça dolaşması, kendi kendine park etmesi yetmez, otopilotla giden araba istiyorum gibi cümlelerin artık dudaklarımızda dolaşması gibi kaçınılmaz nedenlerden dolayı artık eski ilgiyi çekemiyor gibi.. Dün ağzımız açık baktığımız 3d yazıcıların bugün masamızın kenarında durdukları halde yüzüne bile bakmıyoruz malesef..

Ama kitap fuarları öyle değil çok şükür..

Ne kadar e-book ve türevi çıksa da kitabın yeri ayrı. Çantana at, güzel sakin bir köşe bulduğunda çıkar oku. Ne pil derdi var, ne çözünürlük, ne boyut vs.. Kitap okumaktan haz etmeyen veled duyunca sıfıra bölme hatası yaşıyorum diyebilirim. Kitap sevilmez mi, okunmaz mı.. Şimdi istediği kadar görsel efektli sinemalar çıksın, hiç biri bir kitabın kendi yerini, okurken hayalimizde canlandırdığımız halini tutabilir mi?Sinema belki bir kaç gün, bir kaç hafta gibi bir sürede yavaş yavaş sindireceğiniz bir kitabı size 2 saat içerisinde yoğun olarak veriyor. Yani yemek ocakda yavaş yavaş lezzetini alarak değil, mikrodalgada saniyeler içerisinde pişiyor.. Sıcak, belki çok lezzetli ama yüreğinizde olması gerektiği kadar yer edinememiş bir tat..Çocukken ve gençken okuduğum kitapları hele hiç unutamıyorum. Romanları bilhassa.. Kemalettin Tuğcu’nun, Ömer Seyfeddin’in, Enid Blyton’un.. Sonraları Reşat Nuri Gültekin’in ve daha pek çoğunun..

Ortaokuldayken öğretmenimiz bir kitap değişim programı uygulamıştı. Herkes bir kitap satın alıyor, okuduktan sonra kitabı başka bir arkadaşına verip onun kitabını alıyor, sonra o bitince onu da bir başkası ile değiştiriyor.. Bu programda pek çok kitap okumuştum, bunlardan biri de Kemalettin Tuğcu’nun “Tekinsiz Ada” kitabıydı. Ne hikmetse bu  kitabı hiç bir kitapçıda bulamıyorum.. Geçtiğimiz haftalarda Çaycı İzzet Efendi’yi zirayet ettiğimizde orada yaşlı bir hanımefendi vardı, meğer Kemalettin Bey’in akrabalarındanmış. Bilseydim bu kitabın akıbetini, neden yayınlanmadığını sorardım.

Eğer bu blogda yeni değilseniz aşina olduğunuz bu uzun girişten sonra yazımın asıl konusuna geliyorum:

En kötü kod kullanılmayan kod!

Bilgisayar programcısı olarak yazdığımız kodun kullanılmasını isteriz. “Bilinçsiz müşteri” nedeniyle haybeye iş yaptığımız çok olur. Çok iyi hatırlıyorum, büyük müşterilerimizden birinde, kurum içerisindeki özel bir birim bizden kısaca işleyişlerini dijital ortama geçirmemizi istemişlerdi. Yani kağıt üzerinde -veya kısmen Excel’de- ne yapıyorlarsa bunu bir akış halinde bizim hazırlayacağımız plarform üzerinden gerçekleştirmek istiyorlardı. Mesela; bir başvuru gelecek, o başvuru yetkisi dahilinde birilerince incelenecek, başvuru ile ilgili temaslar sağlanıp başvuruya iliştirilecek, sonra da daha üst yetkili biri bunu değerlendirip onay verecek, başvurana bilgi gidecek vesaire vesaire.. Böyle “terzi işi” bir proje her zaman gelmez. Genelde bu tarz işleri pek sevmez programcılar, burdaki emeği…

Ücretsiz Sosyal Kütüphane Yazılımı: Kitapi

kitapi_logoBir proje belli bir olgunluğa gelmeden ondan bahsedince mutlaka bir aksilik çıkıyor, projeyi sonlandıramıyorum. O nedenle Kitapi‘den bahsetmek için 3 ay bekledim.

Yeri gelmişken “proje” tabirini sevgili Dr. Hakkı Öcal’dan duyduğum haliyle burada zikredelim. Malum herşeye “proje” demeye pek bir alıştık: Proje, kafanda tasarladığın şeyin kağıda kaleme dökülmüş haline denir, yoksa aklına gelen her düşünce proje değil, “fikir”dir.

Kitapi, Anadoludaki bütün okulların kütüphanelerinde ücretsiz kullanılmak üzere gönüllü olarak yazmaya başladığımız bir otomasyon programı. İnternet ya da meşhur tabiri ile “bulut” tabanlı olduğu için kurulum gerektirmez ve internet+tarayıcı olan her bilgisayarda tablette ya da akıllı cep telefonunda çalışabilir.

Projeyi “Sosyal Kütüphane Yazılımı” olarak adlandırıyoruz. Çünkü klasik bir otomasyondan ziyade kullanıcıların da işin içinde olduğu, sosyalleşebileceği bir mecra haline getirmeyi planlıyoruz. Şöyle ki; üyeler kütüphaneden ödünç kitap almakla kalmayacak, okudukları kitaplar hakkında yorum yapıp puan verebilecek, kendi kütüphanelerinden veya başka kütüphanelerden üyeleri takip edip ne okuduklarına bakabilecek, bunlar hakkında yorum yapabilecekler. Aradıkları kitapları kendi kütüphanelerinde bulamazlarsa başkalarını kontrol edebilecek, kütüphanedeki eserlerin bilgilerinin güncel tutulmasına yardımcı olabilecekler. Sisteme katkıda bulundukları ve üyelerle etkileşime geçtikleri ölçüde puan kazanacaklar ve çeşitli başlıklar altında birbirileri ile yarışabilecekler.

Screen Shot 2015-06-30 at 04.31.37

Ebruli Osmanlıca Sözlük’ün Android versiyonu yenilendi

Bizim meşhuuur Osmanlıca sözlüğümüzün Android sürümünü yapan arkadaşım Sinan Kambur yeni versiyon yayınladı. Uygulama teknik bir problem nedeniyle eskisinin güncellemesi olarak değil sıfırdan yayınlanacak şekilde Google Play’a yüklendi. O nedenle daha önce uygulamayı indirmiş olanlar güncelleme yerine onu silip bunu kurmaları gerekiyor. Uygulamanın indirilebilir linki şuradadır.

Tam PHP’yi bırakıyordum ki…

laravelPHP’yi ilk bırakmaya başladığım sene 2010 idi sanırım. Mesleğimin 10. yılında bırakırım, artık kendimi mobil dünyaya veririm diyordum. Kısmen öyle de olmuştu, iyi kötü iOS için uygulama yazmayı öğrenmiştik. Bir iki uygulama yayınladık. Oh artık PHP yazmayacağım derken ofisteki işimiz icabı Tercih.Tv‘yi sil baştan yazmak bize düştü. O zamanlar Slim PHP Framework ile yeni tanışmıştık, onun gazıyla Tercih.Tv’yi api’li olarak yazdık. Api’si boşa akmasın diye de hemen iOS uygulamasını da yazdık.

Daha sonra da bir kaç kere PHP’yi bıraktığımı söyleyip durdum. Fakat öyle büyük konuşmuşum ki bir keresinde kendimi hiç ama hiç bulaşmak istemediğim bir projenin satırları arasında buldum. Üstelik kendi ofisimde, kendi masamda bile değildim. Baya baya müşterinin ayağına kadar düşmüş, ne yazdırmak istediğini bilmeyen, bileni de dinlemeyen muhataplarımızla dolu dolu 15 gün geçirmiştik. Ama bu kan ve göz yaşı dolu maceradan zıpkın gibi fişşek gibi bir yazılımcımız doğmuştu: Mustafa Alkan. Zira bütün kodu bu genç arkadaşa yıkmıştım. Adamcağız  Yiğit Özgür’ün “Konuşmayı Söken Bebek” karikatüründeki gibi gözümün önünde developer olmuştu.

Caps Yapma’nın Kolay Yolu: Capst It

Ofiste hemen herkese Mac ve iPhone aldırma politikamız yavaş da olsa meyvelerini veriyor. İlk olarak Said Özcan ve Meryem Ekinci’nin hazırladığı Flather ve şimdi de Hüseyin Kabil’in hazırladığı Capst It AppStore’da yerini aldı.. Genç arkadaşları tebrik ederiz. Binbir bahanenin arkasına saklanıp “ama ağbiii” edebiyatı yapan diğer arkadaşlara da kapak olmasını temenni ediyoruz. Zaten kimseye işi gücü bırakıp uygulama yazın demiyoruz, boş vakitlerinizde bari mobil uygulamalar ile ilgilenin diyoruz. Caps It’in kullanımı çok kolay. Fotoğraf seçip yahut yeni fotoğraf çekip caps metni ekliyorsunuz. Hazır bir kaç caps metni de mevcut. Hazırladığınız caps’leri kaydedebildiğiniz gibi Twitter ve Facebook’da paylaşabiliyorsunuz. İlk sürüm olduğundan…

Ottomania

Bir kaç gün önce TRT1’de “En Uzun Yüzyıl” isimli dizinin bir bölümüne denk geldim. Bu tabiri Prof. İlber Ortaylı’nın bir kitabının adından hatırlıyordum. Dizide eniştesi Sultan Abdülaziz Han’ın ve katledilişine ve hasta kızkardeşinin hakaretler görmesine dayanamayan Çerkez Hasan’ın Avni Paşa’nın hakkından gelmesi ve sonra da idam edilmesi işleniyordu. Böyle tarihi karakterlerin -bilhassa haksızlıklara maruz kalmasının- konu edildiği televizyon yapımlarını izledikten sonra hemen bir wikipedia araştırması başlar bizim evde. O kimdi, öbürü kimdi, hakikaten öyle mi olmuştu.. Bu sorguları yaparken Sultan  Abdülaziz’i, sonrasında Sultan Abdülhamit’i, Avni Paşa denen deyyusu, Mithat Paşa denen zevatı inceleyip durdum. Hatta hızımı alamadım V. Murat’ı tekrar…

Ebruli Osmanlıca Sözlük Yenilendi

Bundan dört sene önce ikinci sürümünü çıkardığımız Ebruli Osmanlıca Sözlük iOS uygulamasının yeni sürümü (iPhone 5/5S/5C uyumlu) nihayet yayında. Keşke yıllar önce yapmaya karar verdiğim iPad sürümünü de bitirebilseydim ama malesef o başka bir bahara kaldı. Ebruli Sözlük’ün yeni sürümünde tasarımı biraz sadeleştirdik. İnşallah beğenirsiniz. Bir önceki sürümündeki “her aramaya dair sadece ilk 10 kelimeyi getirme” gibi bazı teknik detaylar “bazı” kullanıcıların yanlış anlamasına neden oluyordu. AppStore’daki yorumlarda çirkin itham yazacak kadar durum vahimleşince yeni sürümde yanlış anlamaya sebebiyet verecek bu kısıtlamaları kaldırdık. Ayrıca bu sürümde uygulamamıza küçük bir de oyun ekledik. Rastgele bir Osmanlıca kelimenin açıklaması karşınıza geliyor ve…

İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar

3 Aralık 2012’de şu sayfada bahsettiğim Romo’yla nihayet tanışma fırsatı bulduk. Bir Kickstarter başarı hikayesi olan Romo tam da beklediğim kalitede bir ürün olarak karşıma çıktı. Ürünün CE, FC gibi çeşitli standartlardan ziyade Apple’ın verdiği MFi (Made For iDevices) ibaresi taşıması ayrı bir önem arz ediyor benim için. Romo’yu henüz tam olarak inceleyemedim, zira Lightning girişi olan bir cihaz sipariş vermiştim ve ürün gelene kadar ben de öyle bir iPod’a yahut iPhone’a sahip olurum diye düşünmüştüm. Henüz olamadığım için Romo’yu ofisteki arkadaşların iPhone5’leri ile deneyecek kadar kurcalayabildim. Romo’nun gücü kaliteli donanımından ziyade onu çalıştıran yazılımdan geliyor veya gelecek. Zira yazılım…

Mobilist’ten iOS Uygulama Geliştirme İpuçları

Geçen ay (21 Nisan) Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapılan Mobilist – Mobil Uygulama Geliştirme Konferansı’nda aldığım bazı notları kaynakları ile birlikte yayınlamak istiyorum. Konferans’da iOS konusunda Sarp Erdağ, Taylan Pince ve Emrah Ayanoğlu konuşma yaptılar. Bilhassa Sarp Erdağ (Hızlı iOS ve Mac uygulama geliştirme) ve Taylan Pince’nin (iOS ve XCode Üzerine Pratik Öneriler) sunumları çok ilgimi çekti. Sarp Erdağ’ın sunumundan aldığım notlar: Uygulama inceleme siteleri: App Annie, 148Apps, Distimo Uygulamanızı minimum ihtiyaçları karışlayacak şekilde hızlıca çıkarın, sonraki güncellemelerle diğer özellikleri ekleyin. Geliştirme safhasını kısa tutun Arayüz sade ve kullanışlı olsun, abartılardan, karmaşık detaylardan kaçının Kimler nasıl mobil arayüzler hazırlamış diye inceleyin: pttrns.com…