"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Mac

Xerox 3117 yazıcısını Mac Os X’de çalıştırmak

Bir iş için lazım olunca emektar Xerox 3117’yi kutusundan çıkarıp kurmak istedim. Meğer Mac Os X sürücüsü yokmuş. Ama bu onu kullanmak için engel değil tabi. Google’da bulduğum kısa bir dökümanı burada paylaşarak hem kendime hem de aynı problemi yaşayanlara küçük bir not bırakmış olalım. Yazıcıyı kullanabilmek için üç paket programı kurmak gerekiyor. 1) Samsung GDI (180 KB) 2) Foomatic-RIP (640 KB) 3) Ghostscript (33 MB) Bu programları kurdukdan sonra yazıcı ayarlarından yeni bir yazıcı olarak Generic GDI Printer Foomatic/gdi’yi ekleyebilirsiniz. Kaynak: http://vadimk.com/2010/10/11/xerox-phaser-3117-mac/

Wine for Mac

Mac kullanmaya başladığımdan beri bilgisayarda sadece program yazmak değil bilgisayarı kullanmak da büyük bir keyif haline gelmişti benim için. Mac’deki tek şikayetim doğru düzgün -daha doğrusu alıştığım şekilde olan- bir veritabanı istemcisi bulamamaktı. Veritabanı uygulaması olarak EMS’nin eline su dökebilecek bir yazılım bilmiyorum. Mac’de EMS yerine Navicat, SequelPro gibi muadillerini kullanarak idare ediyordum ya da EMS’yi parallel ile çalıştırıyordum. Mac’de o uyuz Windows başlangıç sesini duymak ve etrafımdan “oha! windows mu kurdun mac’e, naptın hacı ya?” nidalarıyla karşılaşmak canıma yetti ve dün keşke Wine’nın da Mac versiyonu olsaymış dedim. Meğer varmış! Şimdiye kadar hiç Wine aklıma gelmemişti. Ofiste Linux kullanan…

MacosX İkinci Monitörde Dock ve Menü Kullanmak

Henüz 6 aylık olan Mac Mini’miz bugün GG’de yeni sahibine kavuştu. İş böyle olunca Mac Book Air’i büyük monitöre bağlamak ve konfigüre etmek lazım oldu. Miniport-VGA adaptörü sayesinde ikinci monitör problemsiz çalıştı fakat menü ve dock küçük ekranda kaldı. Bu can sıkıcı durum çok şükür fazla uzun sürmedi. Meğer “System Preferences / Displays” ekranında orta tab’da yer alan “Arrangement” sadece monitörlerin hizasını değil, dock ve menünün nerede olacağını da ayarlamamıza yarıyormuş. İnternette yabancı bir sitede nasıl yapılacağını gösteren videoyu izlemeseydim hayatta aklıma gelmezdi. Yandaki ekran çıktısında da görebileceğiniz üzere sağ taraftaki küçük ekran üzerindeki temsili menü çubuğunu fare ile sol…

Bilgisayar’ı keyifli kullanmak = Mac Kullanmak

Geçtiğimiz sene eşime iMac almakla başlayan Mac yolculuğumuz büyük bir keyifle devam ediyor. O zamanlar daha yeni aldığım Asus laptop’u önce MacOs’a çevirmek sonra da satmak için ne kadar uğraştığımı “olMAC ya da olmaMAC” başlıklı şu yazıda uzuun uzun anlatmıştım. En nihayet kendime bir Mac Mini almayı başarmıştım. Zaten işyerinde daha öncesinden MacOs kurulu Dell Vostro kullanıyordum (bu Dell’lerin yerine de Mac Mini aldırma çalışmalarım hızla devam ediyor).

Hasılı, Mac kullanmaya başladığımdan beri bilgisayar karşısında işim gereği saatlerimi harcarken artık büyük bir keyif alıyorum. Çocukluğumdan beri bilgisayar başında sadece program yazdığımda (ve gençliğimde Tomb Raider oynadığımda) saatlerin nasıl geçtiğini anlamazdım. Şimdi bilgisayarı bir son kullanıcı olarak kullanırken de akıp gidiyor zaman.

Format denen illet hayatımdan uçup gitti. Antivirüs kurmak, crack aramak derdi kalmadı. Komut satırında coşmak istediğim zaman daha doğru düzgün tam ekran bile olamayan aptal CMD’ye mahkum olma devri bitti. Bir sunucuya bağlanmak için Putty gibi harici programları değil doğrudan kendi komut satırımı kullanabiliyorum. Dosyalarım disk üzerinde A, B, C gibi ayrı ayrı ağaçlarda değil, tek bir “/” köküne (root) bağlı. Unix’in 1970’lerden beri süregelen sapasağlam yapısını işletim sisteminin iliklerinde olduğunu bilmek bir nevi Hummer kullanmak gibi bir şey (Hiç Hummer’a binmedim ama herhalde sağlam bir arabadır).

XCode’da Kod Tamamlama

XCode’un yapısı çok hoşuma gitmekle beraber diğer IDE’lere nazaran bir kusuru olduğunu düşünüyordum. Kod yazarken sizi zahmetten kurtarmak için en yakın ihtimali önceden sizin yazmak üzere olduğunuz ifadeye soluk bir renkle tamamlıyor. Siz “hah buydu” diyorsanız “tab” tuşuna basıp ifadeyi yazmış gibi oluyorsunuz, “yok bu değildi” diyorsanız yazmaya devam ediyorsunuz. Siz yazdıkça o en yakın ihtimali değiştirip önünüze koyuyor. Gayet iyi bir özellik ama diğer ide’lerde bu özellik daha gelişmiş oluyor. Genelde siz yazmaya başlar başlamaz, mesela değişkeninizi yazdıkdan sonra “.” işaretini koyar koymaz bir combo-box (aşağı açılır menü) çıkar ve siz orda tüm yazabileceğiniz ihtimalleri görürsünüz. Benim gibi acemi…

Mac Os 10.6 Hızlı Kullanıcı Değiştirme

Eşinizle bir mac’i paylaşıyorsanız (daha doğrusu paylaşamıyorsanız) ve onun bilgisayar başında olmadığı zaman hesabınızı açıp sonra tekrar kapatmak hoşunuza gitmiyorsa sizi bu zahmetten kurtaracak basit bir yöntem var. Kullanıcı oturumunuzu kapatmadan başka bir oturuma geçmek mümkün. Bunun için System Preferences’dan Accounts’u açın. Sol alttaki kilit ikonuna tıklayıp yönetici parolanızla kilidi açın. Login Options’a tıklayıp ‘Show fast user switching menu as’ alanına istediğiniz seçeneği işaretleyin. Buradaki seçiminize göre ekranın sağ üst köşesinde kullanıcıların adlarını (ya da kısa adlarını, ya da simgelerini) içeren bir menü beliriyor. Bu menüden istediğiniz kullanıcıyı seçip onun şifresini girdikden sonra afilli bir dönme efekti ile birlikte şıp…

MacPorts ile MySQL kurulumu

Bir önceki yazımızda MacPorts kullanarak MySQL ve PostgreSQL destekli bir Apache2-PHP5 kurulumu gerçekleştirmiştik. Bu yazımızda ise MacPorts ile MySQL kurulumunu öğreneceğiz. Öğreneceğiz diyorum çünkü ben de bu işlemleri henüz yeni kurduğum macos üzerinde ilk defa yapıyorum. Hazır yapmışken bir yere kaydedeyim de ileride tekrar nasıl yaptığımı hatırlamak kolay olsun istedim. BT Hayat’a da yeni bir yazı çıkmış oldu böylece..

MacPorts ile MySQL’i kurmak zaten iki satırlık bir iş:

#sudo port install mysql5
#sudo port install mysql5-server

MySQL’in başlangıc veritabanlarını oluşturalım:

# sudo /opt/local/lib/mysql5/bin/mysql_install_db –user=mysql

MacPorts ile Apache2 ve PHP (MySQL-PostgreSQL destekli) kurulumu

Bir PHP geliştiricisi olarak uzun yıllar Windows tecrübesi yaşadıktan sonra artık aradığımı bulmuş ve Macos kullanmaya karar vermiştim. Bunun envai çeşit nedenini bir önceki yazıda zaten uzun anlatmıştım. Bu yazıda macos’da Apache ve PHP (MySQL-PostgreSQL destekli) kurulumundan bahsedeceğiz. Aslında Apache-PHP-MySQL için en pratik yol MAMP kurmak ama bu şekilde kurulan PHP’ye postgreSQL desteği vermek zor. Bunun için en iyi yöntem MacPorts kurmak.

Bilindiği üzere Macos aslında BSD tabanlı bir Unix işletim sistemidir. BSD’nin de en güzel özelliklerinden biri Ports denen bir yazılım kurma sistemi olmasıdır. Bu sistem sayesinde pek çok yazılımı sadece bir kaç komutla internetten indirip güncelleyebilirsiniz. İşte bu Ports sistemini Mac’e de uyarlamışlar ve adına MacPorts demişler.

MacPorts komut satırı (terminal) üzerinden çalıştırılan bir uygulama ama işletim sisteminize kurulu olarak gelmiyor. Bunun için bu sayfadan macos’unuza uygun olan dmg imajını öncelikle indirip kurmanız gerekiyor. Bizim sistemimiz Snow Leopard 1.6.3 olduğu için biz bu dosyayı indirip kurduk.

olMAC ya da olmaMAC… işte bütün mesele buydu

Bu yazı bir kaç aydır süren Mac maceralarımızın topyekün hikayesidir. Baştan söyleyeyim lafı biraz uzun tutacağım. Sıkılanlar paragrafları atlayarak okumayı denesin 🙂

Oyun delisi birisi olmamama rağmen geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda Gönen’de kayınbiraderimin Acer notebook’unda çatır çatır çalışan bir oyun benim bir kaç yıl önce gafletle aldığım ve arıza yapıp neredeyse santajla üstüne para istenip -isterseniz 30 gün daha bekleyebilirsiniz, demişlerdi- üst modeli ile değişen Datron’da çalışmayınca “Aha!” dedim, “Ben bu laptopdan kurtulacağım”. Tam da o günlerde eşimin çocukluk arkadaşı ve komşusu “bana ikinci el bilgisayar lazım” demez mi? Emektarı formatlayıp, paketleyip oracıkta teslim ettim.

Tatilde acısını hissetmesem de dönüşte evde eşimin AMD işlemcili bilmem kaç çekirdekli gür sesli Pro2000’i ile başbaşa kaldığımız gerçeği beni bekliyordu. O sıralarda ofiste patron 4-5 tane kara kara Dell Vostro’lar getirtmiş “bunlar mac ile uyumlu, yapın bulun edin, bunlara mac kurun” demişti. “Mac kurmak = iPhone uygulama yazmak” şeklinde kafama kazıdığım için bu vazifeyi üstlendim ve çatır çatur kurduk çakmacos’ları. Bu tabiri nacizane biz ürettik, hakintosh’a alternatifimizdir. İşte bu çakmacos’lardan birini emaneten eve götürdüm. Çünkü yeni bir laptop alacak durumumuz yok idi.

Sonra ne oldu bilmiyorum, nasıl gaza geldiysek -bir yerlerden gömü falan da bulmamıştık, Vatan’ın %18 kdv indirimine kanmış olmalıyız sanırım- notebook arayışına girdik. En canavarını alacağım diye tutturdum. Asus N61VN modelini seçtik, beğendik, “paket yapın evde yiyeceğiz” dedik. Deli gibi yağan bir günde notebook’u Avcılar’dan kapıp eve götürdük.

Bundan çok uzak olmayan bir kaç gün ya da hafta sonra Artı Bilgisayar’ın teşhir ürünleri kampanyasını tesadüfen epostalarım arasında gördüm. Canavar gibi mac’ler tuzlu notebook fiyatına ortalarda dolaşıyordu. Normalde onları 3500-4000 TL’den yukarı rakamlarda görmeye alışıktım. Fakat bu rakamlar bana çok güzel göründü. Olacaksa tam olsun dedim 24 inc iMac’i kapmak için telefona sarıldım. Çünkü patır patır stokdan düşüyordu aletler.