"Enter"a basıp içeriğe geçin

BT Hayat Yazılar

MacPorts ile MySQL kurulumu

Bir önceki yazımızda MacPorts kullanarak MySQL ve PostgreSQL destekli bir Apache2-PHP5 kurulumu gerçekleştirmiştik. Bu yazımızda ise MacPorts ile MySQL kurulumunu öğreneceğiz. Öğreneceğiz diyorum çünkü ben de bu işlemleri henüz yeni kurduğum macos üzerinde ilk defa yapıyorum. Hazır yapmışken bir yere kaydedeyim de ileride tekrar nasıl yaptığımı hatırlamak kolay olsun istedim. BT Hayat’a da yeni bir yazı çıkmış oldu böylece..

MacPorts ile MySQL’i kurmak zaten iki satırlık bir iş:

#sudo port install mysql5
#sudo port install mysql5-server

MySQL’in başlangıc veritabanlarını oluşturalım:

# sudo /opt/local/lib/mysql5/bin/mysql_install_db –user=mysql

MacPorts ile Apache2 ve PHP (MySQL-PostgreSQL destekli) kurulumu

Bir PHP geliştiricisi olarak uzun yıllar Windows tecrübesi yaşadıktan sonra artık aradığımı bulmuş ve Macos kullanmaya karar vermiştim. Bunun envai çeşit nedenini bir önceki yazıda zaten uzun anlatmıştım. Bu yazıda macos’da Apache ve PHP (MySQL-PostgreSQL destekli) kurulumundan bahsedeceğiz. Aslında Apache-PHP-MySQL için en pratik yol MAMP kurmak ama bu şekilde kurulan PHP’ye postgreSQL desteği vermek zor. Bunun için en iyi yöntem MacPorts kurmak.

Bilindiği üzere Macos aslında BSD tabanlı bir Unix işletim sistemidir. BSD’nin de en güzel özelliklerinden biri Ports denen bir yazılım kurma sistemi olmasıdır. Bu sistem sayesinde pek çok yazılımı sadece bir kaç komutla internetten indirip güncelleyebilirsiniz. İşte bu Ports sistemini Mac’e de uyarlamışlar ve adına MacPorts demişler.

MacPorts komut satırı (terminal) üzerinden çalıştırılan bir uygulama ama işletim sisteminize kurulu olarak gelmiyor. Bunun için bu sayfadan macos’unuza uygun olan dmg imajını öncelikle indirip kurmanız gerekiyor. Bizim sistemimiz Snow Leopard 1.6.3 olduğu için biz bu dosyayı indirip kurduk.

olMAC ya da olmaMAC… işte bütün mesele buydu

Bu yazı bir kaç aydır süren Mac maceralarımızın topyekün hikayesidir. Baştan söyleyeyim lafı biraz uzun tutacağım. Sıkılanlar paragrafları atlayarak okumayı denesin 🙂

Oyun delisi birisi olmamama rağmen geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda Gönen’de kayınbiraderimin Acer notebook’unda çatır çatır çalışan bir oyun benim bir kaç yıl önce gafletle aldığım ve arıza yapıp neredeyse santajla üstüne para istenip -isterseniz 30 gün daha bekleyebilirsiniz, demişlerdi- üst modeli ile değişen Datron’da çalışmayınca “Aha!” dedim, “Ben bu laptopdan kurtulacağım”. Tam da o günlerde eşimin çocukluk arkadaşı ve komşusu “bana ikinci el bilgisayar lazım” demez mi? Emektarı formatlayıp, paketleyip oracıkta teslim ettim.

Tatilde acısını hissetmesem de dönüşte evde eşimin AMD işlemcili bilmem kaç çekirdekli gür sesli Pro2000’i ile başbaşa kaldığımız gerçeği beni bekliyordu. O sıralarda ofiste patron 4-5 tane kara kara Dell Vostro’lar getirtmiş “bunlar mac ile uyumlu, yapın bulun edin, bunlara mac kurun” demişti. “Mac kurmak = iPhone uygulama yazmak” şeklinde kafama kazıdığım için bu vazifeyi üstlendim ve çatır çatur kurduk çakmacos’ları. Bu tabiri nacizane biz ürettik, hakintosh’a alternatifimizdir. İşte bu çakmacos’lardan birini emaneten eve götürdüm. Çünkü yeni bir laptop alacak durumumuz yok idi.

Sonra ne oldu bilmiyorum, nasıl gaza geldiysek -bir yerlerden gömü falan da bulmamıştık, Vatan’ın %18 kdv indirimine kanmış olmalıyız sanırım- notebook arayışına girdik. En canavarını alacağım diye tutturdum. Asus N61VN modelini seçtik, beğendik, “paket yapın evde yiyeceğiz” dedik. Deli gibi yağan bir günde notebook’u Avcılar’dan kapıp eve götürdük.

Bundan çok uzak olmayan bir kaç gün ya da hafta sonra Artı Bilgisayar’ın teşhir ürünleri kampanyasını tesadüfen epostalarım arasında gördüm. Canavar gibi mac’ler tuzlu notebook fiyatına ortalarda dolaşıyordu. Normalde onları 3500-4000 TL’den yukarı rakamlarda görmeye alışıktım. Fakat bu rakamlar bana çok güzel göründü. Olacaksa tam olsun dedim 24 inc iMac’i kapmak için telefona sarıldım. Çünkü patır patır stokdan düşüyordu aletler.

Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci İşleri Sistemi iPhone’da

Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci İşleri Sistemi -kısa adıyla ois- 19 Nisan itibari ile Apple AppStore’da yerini aldı. Adı her ne kadar “Öğrenci İşleri Sistemi” olsa da sadece öğrencilerin ve Öğrenci İşleri Müdürlüğü’nün değil akademik personelden idari personele tüm üniversite çalışanlarının kullandığı yaşayan, sürekli geliştirilen bir proje aslında bu. Hazırladığımız iPhone uygulamasında ise sadece öğrencilerin kullandığı kısım yer alıyor. Uygulamada yer alan modüller Duyurular Belgeler (Transkript, Karne, Ders Programı, Final Programı, Finans Bilgileri) Ders Seçme Mesaj Sistemi olmakla birlikte ilerleyen zamanla yeni modüller de eklenecek. Ois sürekli yaşayan bir uygulama olduğu için en hızlı geliştirme olanağını sağlamak adına uygulamanın motorunu web tabanlı…

Iphone OS 4.0 beta’dan 3.1.2 ya da 3.1.3’e geri dönmek..

Iphone’un yeni işletim sistemi iPhone OS 4.0 beta çıkınca “nasılsa developer olmak için 99 $’ı gözden çıkarmışız, bari fırsat verilmişken şu beta sürümü bir deneyelim” deyip de geri dönülmez yollara giren pişmanlardansanız bu yazı ilginizi çekebilir..

Aslında bir Iphone kullanıcısı değilim. Yazmaya çalıştığım bir kaç uygulamayı denemek ve AppStore’a göndermek için eşimin iPhone’unu ödünç alıyorum o kadar. Üzerinde deneysel çalışmalar yapmaya içim elvermiyor (anladınız siz onu). Dolayısı ile iTunes’da ne nerededir onu bile öğrenecek fırsatım olmadı 🙂

Iphone’un yeni OS 4.0 beta’sı çıkınca developerlara verilen haktan yararlanarak sürümü hemen güncelledik fakat gel gör ki hali hazırda AppStore gönderilmek için bekleyen uygulamayı bu iPhone OS 4.0’da denemek mümkün olmadı. Xcode “ben en fazla 3.1.3’ü biliyorum sana yeni Xcode lazım” dedi. Ona da razıydım fakat yeni Xcode’i kurmak için Mac’in 10.6 sürüm olması gerekiyordu, yani Snow Leopard. Hadi diyelim paraya kıydık (30 euro sanırım) imac’in zorlanma ihtimaline rağmen önce mac’i sonra Xcode’u güncelledik. Bu da işimize yaramayacaktı çünkü Xcode 4 beta’da sadece develop yani geliştirme işlemleri yapılabiliyor, distribute (dağıtım) işlemleri yapılamıyor.. Dolayısı ile upgrade bir çıkmaz yoldan ibaret.. Yapmamız gereken: DOWNGRADE!

Ebruli Osmanlıca Sözlük 1.1 AppStore’da

Ebruli Osmanlıca Sözlük uygulamamızın yeni versiyonu AppStore’da yerini aldı. Bu sürümde kelimeyi yazmaya başladığınızda arama yapılıyor. Bir sonraki sürümde sözlüğü internet bağlantısına ihtiyaç duymadan kullanmanızı sağlamaya çalışacağız.

Ebruli Osmanlıca Sözlük 1.1

Ebruli Osmanlıca Sözlük’ün biraz güncelleştirilmiş versiyonu AppStore’a gönderildi. Bu sürümde kelimeyi yazar yazmaz aramaya başlıyor, klavyedeki Ara tuşuna basmanız gerekmiyor. Ayrıca info butonuna tıkladığınızda alert kutusu yerine daha iyileştirilmiş bir bilgi ekranı çıkıyor. Ayrıca ilk versiyonu Iphone 3.1.3’e göre derlediğimiz için bazı kullanıcılar yükleyememişlerdi. Bu güncellemeyi Iphone 3.1.2’ye göre derledik. Sözlüğün daha ileriki sürümlerinde internet bağlantısına gerek kalmadan kullanmanızı sağlamak istiyoruz.

Xcode’da proje adını değiştirmek..

Xcode’da proje adını değiştirmek tam bir işkence olabiliyor. Neyseki Fifty Ouths blogunun yazarı bir shell script hazırlayarak bizi bu zahmetten kurtarmış. Kendisine teşekkür ediyoruz. Bu scripti buradan indirip chmod +x ile çalıştırılabilir yetkisi verdikten sonra projenizin bulunduğu klasörün bir üst klasörüne geçip “./renameXcodeProject “eskiProjeAdi” “yeniProjeAdi” komutunu verince bir kaç saniye içinde projenizin yeni adı ile bir kopyası oluşturuluyor ve sorunsuz bir şekilde kullanabiliyorsunuz.

Windows için Expose: Switcher

Mac kullananların (bence) en sevdiği masaüstü özelliklerinden biri olan Expose ile ekranın dört köşesine fareyi götürdüğünüzde çeşitli aksiyonlar yapmasını sağlayabiliyorsunuz. Mesela sağ üst köşeye gidince masaüstünü göstersin, sol üst köşeye gidince tüm pencerelerin önizlemesini göstersin (böylece dilediğinize tek tıkla rahatça geçebilirsiniz), bir diğer köşeye gidince başka bir aksiyon çalışsın diyebiliyorsunuz. Laptopuma dört başı mamur mac kuramayacağımı anlayınca ben de mac’deki beğendiğim özellikleri sağlam bir şekilde Windows’da sunabilecek uygulamalar aramaya koyuldum. Bunlardan biri de Switcher adlı ücretsiz bir uygulama. Bu uygulama ile fareyi ekranınızın istediği bir köşesine çektiğinizde yapacağı aksiyonu ayarlayabiliyorsunuz. Fare yerine klavye kısayolu da kullanabiliyorsunuz.

Windows PowerShell

Windows’un cmd denen komut satırı uygulamasından oldum olası nefret etmişimdir. Diğer işletim sistemlerindeki komut satırı uygulamalarına hiç benzemediği gibi yeteneklerinin kısıtlı olması ile de zaten sevilesi bir program değildir. Windows için bu cmd’den daha düzgün bir uygulama var mı diye Google’a sorunca PowerShell’i duydum ve çok şaşırdım. Daha önce hiç duymamıştım 🙂 Nerden indirebilirim diye bakınırken Windows 7’de zaten kurulu olarak geldiğini öğrendim. PowerShell penceresi cmd gibi aksi değil, istediğiniz kadar uzatip kısaltabiliyorsunuz. Renkleriyle oynayıp transparan hale getirebilir miyim diye baktım ama öyle bir özelliği olmadığını gördüm. Sonra Google yine imdadıma yetişti tabi. Powershell Glass adlı şu küçük uygulamayı PowerShell’den…