"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: kitapi

Kitapi Ropörtajı Yaptık

Fikrin Hayatı isimli siteden – daha doğrusu sahibi Abdullah Bey’den – Kitapi hakkında röportaj talebi gelince biz de dilimiz döndüğünce hikayemizi anlatalım dedik. Kendimiz için de güzel bir özet oldu. Sorular çok ve güzel olunca ben de kısa yazmayı beceremeyince biraz uzun bir özet oldu ama olsun 🙂 Eksiği var, fazlası yok. Hikayemiz işte burda: https://fikrinhayati.com/posts/kitapi-projesi-fikrin-hayati-roportaji-hasan-civelek/

Kitapi ile yola devam | Bilişim Yıldızları 2016

Bir buçuk yıldır öğretmen kuzenim Sefa Avcılar’la gönüllü olarak devam ettiğimiz projemiz Kitapi okulların açılmasıyla yine güzel bir ivme kazandı. Üye sayımız 20 bin oldu diye sevinirken bugün 25 bini geçti bile. Bir iki hafta önce, hangi arkadaşım tavsiye etti hatırlamıyorum, Türkiye Bilişim Derneği’nin düzenlediği Bilişim Yıldızları 2016 yarışmasına Kitapi ile başvurduk. Öğrenci, girişimci ve kurumsal kategorilerde çevre, verimlilik ve sosyal sorumluluk alt başlıkları yer alıyordu. Biz de Girişimci / Sosyal Sorumluluk kategorisine başvurduk. Bir süre sonra jüri oylaması bitti ve halkoylaması süreci başladı ve nihayet bu hafta başında neticeler ortaya çıkıp ödül töreni düzenlendi. Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki törene biz de…

Kitapi QR Reader – iOS – ve Uygulama Dükkanları Farkları

Bir önceki yazıda Android versiyonunun yayında olduğunu bildirdiğimiz Kitapi QR uygulamasının iOS versiyonu da nihayet Apple’ın derin incelemelerinden sonra yayına girdi. Google ve Apple arasında uygulamaları kabul etme açısından başından beri çok büyük farklar var. Apple her geliştiriciden yıllık 100 $ talep ediyor. Bu parayı ödemeye devam etmediğinizde uygulamalarınıza erişilemiyor. Yani artık kod yazmak istemiyorsanız dahi mevcut uygulamalarınız App Store’da kalsın diyorsanız 100 $ ödemeniz gerekiyor. Öte yandan Google sadece bir kereye mahsus 25 $ istiyor, başka bir şey istemiyor. Bu geliştiriciler için çok iyi. Tabi Google bunu babasının hayrına böyle yapmamıştır. Bu sayede Apple’dan çok sonra açtığı Play Store’daki…

Tablet uygulama mobil uygulama doğurdu!

Tam bu başlıkta yazdığımız gibi oldu! Neredeyse bir yıldır  yürüttüğümüz gönüllü girişimimiz ücretsiz kütüphane otomasyon projemiz Kitapi için inovatif sayılabilecek bir iPad uygulaması (KitPad) hazırlıyorduk. Bu iPad kütüphanenin içinde, duvarda sabit duracak, çocuklar da iPad’in QR kod okuma özelliğinden faydalanarak Kitapi üzerinde ödünç alma, teslim etme, kitap borcu sorgulama gibi temel işlemleri kimseyi meşgul etmeden kendi başlarına yapacaklardı. İlk etapta beş fonksiyonu bulunan bu uygulamanın henüz ortalarındayken aklımıza şu geldi: iPad’le QR kod okuyup Kitapi’nin apisi üzerinden veri çekebiliyorsak, bunun tersini de yapıp Kitapi’ye okuduğumuz QR’ları gönderip akıllı telefonumuzu QR okuyucu / QR Reader olarak kullanabilir miyiz diye düşündük. Aslında…

Kitap okumayan stajyer dayak yer!

Screen Shot 2015-11-28 at 03.01.33Şaka tabi.. Bir kere stajyer değildi, elemandı. Ofisin en genç elemanı (eskiden stajyerdi). Ayrıca dayak yemedi fırça yedi..

Fragmandan sonra şimdi hikayemizi anlatmaya başlayalım..

Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz Kitapi projemizin bir parçası olarak bir hafta kadar önce ihtiyacı olan okul kütüphaneleri için hediye kitap kampanyası başlattık. Sağolsun ofis arkadaşlarım, eski stajyerlerimiz pek çok kitap hediye ettiler. Hatta içlerinden biri bir çanta dolusu kitap getirdi. Katılımı artırmak için ofisteki arkadaşlarımı tabiri caizse iyice silkeleyip kimi bulursam sataşıp kitap getirmesini rica ediyordum. İşte bunlardan en genci olan çok akıllı uslu bir arkadaşa da rica edince ne duyayım? Kitabı yokmuş. Neden? Çünkü kitap okumuyormuş!. Özrü kabahatinden büyük!

Biri nasıl kitap okumaz? Hele hele daha yirmili yaşlara yeni girmiş biri.. O kitapların içindeki hikayeleri, hayatları nasıl merak etmez.. Raflarda duran milyonlarca galon bilgiden nasıl bir kaç damla kırbasına doldurmak istemez.

Geçtiğimiz haftalarda kitap fuarında dağıtmak üzere ayraçlar tasarlarken kitapla ilgili veciz bir söz bulmak için epey uğraşmıştım. Cemil Meriç’in şu sözü çok hoşuma gitmişti: “Kitap, istikbale yollanan mektuptur“. Ne kadar güzel ifade etmiş. Bizden önce yaşamış insanların, alimlerin sırf biz okuyalım diye kaleme alıp gönderdiği mektupları nasıl okumayız.

Veciz sözler genelde bir teşbihle açıklanır ama Cemil Meriç’in bu sözüne birebir uyan bir kitap, hatta kitaplar var. Yeri gelmişken bahsetmemek olmaz. Hazreti Ömer’in soyundan gelen, hicri 1000. yıllarda yaşamış, müceddid-i elf-i sani (bin yılın müceddidi) İmam-ı Rabbanî Ahmed Farukî Serhendî Hazretleri’nin “Mektubat” isimli eseri tam bu tarife uyuyor. Mübarek zatın 536 mektubu 3 cilt olarak toplanmış. Her mektubun kişisel bir muhatabı var tabi ama asıl yazılma maksatları istikbale yani sonradan gelecek olan bizlere bu mektupların, nasihatlerin ulaştırılması.. Mektubat eseri aslında 6 cilt olarak geçiyor, diğer 3 cilt, İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin oğlu Muhammed Masum hazretlerinin mektuplarından oluşuyor.

Tüyap Kitap Fuarı’na ilk kez başka bir amaç için gitmek

IMG_6619Tüyap fuar merkezinin benim için özel bir anlamı var. 2000 senesinde sevgili Dr. Hakkı Öcal ağabeyimizin dizinin dibinde şimdi 9 yıldır eşim olan sevgili Şahika’mın marifetlerini ilk kez orada dinlemiş ve bu kızı mutlaka tanımalıyım demiştim 🙂 Aradan yıllar geçti, Hakkı Abimiz o zamanlar yurt dışında yaşadığından pek çok fuara gelemedi. Biz imkan buldukça gittik; hem bilişim fuarına, hem kitap fuarına.. Bilişim fuarları teknolojinin yayılması, ekonomik durumların iyileşmesi, iPhone’ların öğrencilerin dahi elinde rahatça dolaşması, kendi kendine park etmesi yetmez, otopilotla giden araba istiyorum gibi cümlelerin artık dudaklarımızda dolaşması gibi kaçınılmaz nedenlerden dolayı artık eski ilgiyi çekemiyor gibi.. Dün ağzımız açık baktığımız 3d yazıcıların bugün masamızın kenarında durdukları halde yüzüne bile bakmıyoruz malesef..

Ama kitap fuarları öyle değil çok şükür..

Ne kadar e-book ve türevi çıksa da kitabın yeri ayrı. Çantana at, güzel sakin bir köşe bulduğunda çıkar oku. Ne pil derdi var, ne çözünürlük, ne boyut vs.. Kitap okumaktan haz etmeyen veled duyunca sıfıra bölme hatası yaşıyorum diyebilirim. Kitap sevilmez mi, okunmaz mı.. Şimdi istediği kadar görsel efektli sinemalar çıksın, hiç biri bir kitabın kendi yerini, okurken hayalimizde canlandırdığımız halini tutabilir mi?Sinema belki bir kaç gün, bir kaç hafta gibi bir sürede yavaş yavaş sindireceğiniz bir kitabı size 2 saat içerisinde yoğun olarak veriyor. Yani yemek ocakda yavaş yavaş lezzetini alarak değil, mikrodalgada saniyeler içerisinde pişiyor.. Sıcak, belki çok lezzetli ama yüreğinizde olması gerektiği kadar yer edinememiş bir tat..Çocukken ve gençken okuduğum kitapları hele hiç unutamıyorum. Romanları bilhassa.. Kemalettin Tuğcu’nun, Ömer Seyfeddin’in, Enid Blyton’un.. Sonraları Reşat Nuri Gültekin’in ve daha pek çoğunun..

Ortaokuldayken öğretmenimiz bir kitap değişim programı uygulamıştı. Herkes bir kitap satın alıyor, okuduktan sonra kitabı başka bir arkadaşına verip onun kitabını alıyor, sonra o bitince onu da bir başkası ile değiştiriyor.. Bu programda pek çok kitap okumuştum, bunlardan biri de Kemalettin Tuğcu’nun “Tekinsiz Ada” kitabıydı. Ne hikmetse bu  kitabı hiç bir kitapçıda bulamıyorum.. Geçtiğimiz haftalarda Çaycı İzzet Efendi’yi zirayet ettiğimizde orada yaşlı bir hanımefendi vardı, meğer Kemalettin Bey’in akrabalarındanmış. Bilseydim bu kitabın akıbetini, neden yayınlanmadığını sorardım.

Eğer bu blogda yeni değilseniz aşina olduğunuz bu uzun girişten sonra yazımın asıl konusuna geliyorum:

En kötü kod kullanılmayan kod!

Bilgisayar programcısı olarak yazdığımız kodun kullanılmasını isteriz. “Bilinçsiz müşteri” nedeniyle haybeye iş yaptığımız çok olur. Çok iyi hatırlıyorum, büyük müşterilerimizden birinde, kurum içerisindeki özel bir birim bizden kısaca işleyişlerini dijital ortama geçirmemizi istemişlerdi. Yani kağıt üzerinde -veya kısmen Excel’de- ne yapıyorlarsa bunu bir akış halinde bizim hazırlayacağımız plarform üzerinden gerçekleştirmek istiyorlardı. Mesela; bir başvuru gelecek, o başvuru yetkisi dahilinde birilerince incelenecek, başvuru ile ilgili temaslar sağlanıp başvuruya iliştirilecek, sonra da daha üst yetkili biri bunu değerlendirip onay verecek, başvurana bilgi gidecek vesaire vesaire.. Böyle “terzi işi” bir proje her zaman gelmez. Genelde bu tarz işleri pek sevmez programcılar, burdaki emeği…

Ücretsiz Sosyal Kütüphane Yazılımı: Kitapi

kitapi_logoBir proje belli bir olgunluğa gelmeden ondan bahsedince mutlaka bir aksilik çıkıyor, projeyi sonlandıramıyorum. O nedenle Kitapi‘den bahsetmek için 3 ay bekledim.

Yeri gelmişken “proje” tabirini sevgili Dr. Hakkı Öcal’dan duyduğum haliyle burada zikredelim. Malum herşeye “proje” demeye pek bir alıştık: Proje, kafanda tasarladığın şeyin kağıda kaleme dökülmüş haline denir, yoksa aklına gelen her düşünce proje değil, “fikir”dir.

Kitapi, Anadoludaki bütün okulların kütüphanelerinde ücretsiz kullanılmak üzere gönüllü olarak yazmaya başladığımız bir otomasyon programı. İnternet ya da meşhur tabiri ile “bulut” tabanlı olduğu için kurulum gerektirmez ve internet+tarayıcı olan her bilgisayarda tablette ya da akıllı cep telefonunda çalışabilir.

Projeyi “Sosyal Kütüphane Yazılımı” olarak adlandırıyoruz. Çünkü klasik bir otomasyondan ziyade kullanıcıların da işin içinde olduğu, sosyalleşebileceği bir mecra haline getirmeyi planlıyoruz. Şöyle ki; üyeler kütüphaneden ödünç kitap almakla kalmayacak, okudukları kitaplar hakkında yorum yapıp puan verebilecek, kendi kütüphanelerinden veya başka kütüphanelerden üyeleri takip edip ne okuduklarına bakabilecek, bunlar hakkında yorum yapabilecekler. Aradıkları kitapları kendi kütüphanelerinde bulamazlarsa başkalarını kontrol edebilecek, kütüphanedeki eserlerin bilgilerinin güncel tutulmasına yardımcı olabilecekler. Sisteme katkıda bulundukları ve üyelerle etkileşime geçtikleri ölçüde puan kazanacaklar ve çeşitli başlıklar altında birbirileri ile yarışabilecekler.

Screen Shot 2015-06-30 at 04.31.37