"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Kitap

Kitapi 10 yaşında

Saatler zembereği boşalmış gibi geçip gidiyor. Hiç bir şeye yetişemiyoruz. Ne çocuklara, ne uykuya, ne işe, ne eğlenceli şeyler yapmaya… Tamamen hayatımız koşturmacayla geçiyor ama hiç birini memnun edemiyoruz. Ha, yukarıdaki listenin en önemlisini de ekleyelim. Ne ahırete… Zamanın su gibi aktığı bu devirde işte Kitapi projemiz bile 10 yaşına girmiş. 10 sene bana çok uzun geliyor ama asıl garip gelen bu değil, Kitapi’yi ticari bir şirket çatısı altına almak için sanki dün gibi kurduğum Kodventure Teknoloji AŞ’nin üzerinden de 5 yıl geçmiş! Korona lafını daha tek tük duyuyorduk. 16 Ocak 2020’de dünya eskisi gibi gidiyordu. Düşünüyorum, 2020’de Kitapi daha…

Dünya çapında bir oyun programcısı olan Mevlüt Dinç’in kaleminden kendi hayat hikayesi: Hayat Bir Oyun

1993 yılında, ortaokul talebesiyken bir ziyaretimde dayımın İstanbul’daki beyaz eşya mağazasında tanıştım bilgisayarlarla. Orda çalışan bir elemanın vesilesiyle programcılığa adım attım ve o gün bugündür bu mesleği yapıyorum. Zaman zaman tabi ki bilgisayar oyunu da oynadım ama asla iyi bir oyuncu olamadım. Oynayabildiğim oyunlar üçü beşi geçmez. İlk kullandığım bilgisayarda ticari yazılımların dışında Digger kuruluydu ve yıllar sonra üniversite 2. sınıfa giderken ilk bilgisayarımızı aldığımızda (ki ikinci eldi ve arkadaşımla ortak almıştık) 9 saatte Digger benzeri bir oyun yazmıştım. İlk formatta dosyalarını kaybetmeseydik belki de oyun sektöründe olurdum, kim bilir 🙂 Bu yazıya kendi hikayemden bahsetmek için başlamadım. Yazımın konusu…

Fırat Demirel Geleceği Görenler’de Türkiye’nin ilk İnternet girişimlerini anlatıyor

Webrazzi’den takip ettiğim Fırat Demirel‘in Türkiye’nin ilk İnternet girişimlerini anlattığı kitabı “Geleceği Görenler” geçtiğimiz günlerde elime ulaştı. Bu kitabı hazırlayacağını ilk duyduğumda daha farklı düşünmüştüm. Sadece Webrazzi’deki köşesinde bahsettiği girişimleri kitap halinde toplayacak sanmıştım 🙂 Bazı gazete yazarlarına ait bu şekilde kitaplar okumuştum. Okurlarına hakkında bilgi verdiği yüzlerce girişimi -içlerinde bizim ücretsiz kütüphane otomasyon projemiz Kitapi de vardı- bir iki sayfa anlatıp geçecek diye düşünürken kitabın hatları belli olunca bunun öyle zannettiğim gibi bir çalışma olmadığını anladım. Nihayet kitabı okumaya başlayınca da ne kadar özenle hazırlanmış ve kapsamlı bir eser olduğunu yakinen görmüş oldum. Fırat Demirel’in ellerine sağlık. Geleceği Görenler’de…

Kitap okumayan stajyer dayak yer!

Screen Shot 2015-11-28 at 03.01.33Şaka tabi.. Bir kere stajyer değildi, elemandı. Ofisin en genç elemanı (eskiden stajyerdi). Ayrıca dayak yemedi fırça yedi..

Fragmandan sonra şimdi hikayemizi anlatmaya başlayalım..

Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz Kitapi projemizin bir parçası olarak bir hafta kadar önce ihtiyacı olan okul kütüphaneleri için hediye kitap kampanyası başlattık. Sağolsun ofis arkadaşlarım, eski stajyerlerimiz pek çok kitap hediye ettiler. Hatta içlerinden biri bir çanta dolusu kitap getirdi. Katılımı artırmak için ofisteki arkadaşlarımı tabiri caizse iyice silkeleyip kimi bulursam sataşıp kitap getirmesini rica ediyordum. İşte bunlardan en genci olan çok akıllı uslu bir arkadaşa da rica edince ne duyayım? Kitabı yokmuş. Neden? Çünkü kitap okumuyormuş!. Özrü kabahatinden büyük!

Biri nasıl kitap okumaz? Hele hele daha yirmili yaşlara yeni girmiş biri.. O kitapların içindeki hikayeleri, hayatları nasıl merak etmez.. Raflarda duran milyonlarca galon bilgiden nasıl bir kaç damla kırbasına doldurmak istemez.

Geçtiğimiz haftalarda kitap fuarında dağıtmak üzere ayraçlar tasarlarken kitapla ilgili veciz bir söz bulmak için epey uğraşmıştım. Cemil Meriç’in şu sözü çok hoşuma gitmişti: “Kitap, istikbale yollanan mektuptur“. Ne kadar güzel ifade etmiş. Bizden önce yaşamış insanların, alimlerin sırf biz okuyalım diye kaleme alıp gönderdiği mektupları nasıl okumayız.

Veciz sözler genelde bir teşbihle açıklanır ama Cemil Meriç’in bu sözüne birebir uyan bir kitap, hatta kitaplar var. Yeri gelmişken bahsetmemek olmaz. Hazreti Ömer’in soyundan gelen, hicri 1000. yıllarda yaşamış, müceddid-i elf-i sani (bin yılın müceddidi) İmam-ı Rabbanî Ahmed Farukî Serhendî Hazretleri’nin “Mektubat” isimli eseri tam bu tarife uyuyor. Mübarek zatın 536 mektubu 3 cilt olarak toplanmış. Her mektubun kişisel bir muhatabı var tabi ama asıl yazılma maksatları istikbale yani sonradan gelecek olan bizlere bu mektupların, nasihatlerin ulaştırılması.. Mektubat eseri aslında 6 cilt olarak geçiyor, diğer 3 cilt, İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin oğlu Muhammed Masum hazretlerinin mektuplarından oluşuyor.

Tüyap Kitap Fuarı’na ilk kez başka bir amaç için gitmek

IMG_6619Tüyap fuar merkezinin benim için özel bir anlamı var. 2000 senesinde sevgili Dr. Hakkı Öcal ağabeyimizin dizinin dibinde şimdi 9 yıldır eşim olan sevgili Şahika’mın marifetlerini ilk kez orada dinlemiş ve bu kızı mutlaka tanımalıyım demiştim 🙂 Aradan yıllar geçti, Hakkı Abimiz o zamanlar yurt dışında yaşadığından pek çok fuara gelemedi. Biz imkan buldukça gittik; hem bilişim fuarına, hem kitap fuarına.. Bilişim fuarları teknolojinin yayılması, ekonomik durumların iyileşmesi, iPhone’ların öğrencilerin dahi elinde rahatça dolaşması, kendi kendine park etmesi yetmez, otopilotla giden araba istiyorum gibi cümlelerin artık dudaklarımızda dolaşması gibi kaçınılmaz nedenlerden dolayı artık eski ilgiyi çekemiyor gibi.. Dün ağzımız açık baktığımız 3d yazıcıların bugün masamızın kenarında durdukları halde yüzüne bile bakmıyoruz malesef..

Ama kitap fuarları öyle değil çok şükür..

Ne kadar e-book ve türevi çıksa da kitabın yeri ayrı. Çantana at, güzel sakin bir köşe bulduğunda çıkar oku. Ne pil derdi var, ne çözünürlük, ne boyut vs.. Kitap okumaktan haz etmeyen veled duyunca sıfıra bölme hatası yaşıyorum diyebilirim. Kitap sevilmez mi, okunmaz mı.. Şimdi istediği kadar görsel efektli sinemalar çıksın, hiç biri bir kitabın kendi yerini, okurken hayalimizde canlandırdığımız halini tutabilir mi?Sinema belki bir kaç gün, bir kaç hafta gibi bir sürede yavaş yavaş sindireceğiniz bir kitabı size 2 saat içerisinde yoğun olarak veriyor. Yani yemek ocakda yavaş yavaş lezzetini alarak değil, mikrodalgada saniyeler içerisinde pişiyor.. Sıcak, belki çok lezzetli ama yüreğinizde olması gerektiği kadar yer edinememiş bir tat..Çocukken ve gençken okuduğum kitapları hele hiç unutamıyorum. Romanları bilhassa.. Kemalettin Tuğcu’nun, Ömer Seyfeddin’in, Enid Blyton’un.. Sonraları Reşat Nuri Gültekin’in ve daha pek çoğunun..

Ortaokuldayken öğretmenimiz bir kitap değişim programı uygulamıştı. Herkes bir kitap satın alıyor, okuduktan sonra kitabı başka bir arkadaşına verip onun kitabını alıyor, sonra o bitince onu da bir başkası ile değiştiriyor.. Bu programda pek çok kitap okumuştum, bunlardan biri de Kemalettin Tuğcu’nun “Tekinsiz Ada” kitabıydı. Ne hikmetse bu  kitabı hiç bir kitapçıda bulamıyorum.. Geçtiğimiz haftalarda Çaycı İzzet Efendi’yi zirayet ettiğimizde orada yaşlı bir hanımefendi vardı, meğer Kemalettin Bey’in akrabalarındanmış. Bilseydim bu kitabın akıbetini, neden yayınlanmadığını sorardım.

Eğer bu blogda yeni değilseniz aşina olduğunuz bu uzun girişten sonra yazımın asıl konusuna geliyorum:

Osmanlıca Öğreniyoruz

Kaç zamandır “bu sene Osmanlıca kursuna gidelim” deyip duruyorduk. Sağolsun Büyük Şehir Belediyesi bu ve bunun gibi pek çok hizmeti ücretsiz olarak sunuyor ama kurs nerdedir, ne zaman başlar diye üşenmemiz yüzünden bir türlü Osmanlıca mevzuuna eğilememiştik. Üstelik burnumuzun dibinde bir İsmek varken! Bu sene çok şükür şeytanın bacağını kırıp ön kayıt olduk ve sabırsızlıkla kursun başlamasını bekledik. 2 aydır Güngören İsmek’deki kursumuz devam ediyor. Kursiyer sayısı 25’den fazla ama düzenli gelenler 15’i geçmiyor. Hocamız Emine Ekicioğlu sağolsun sabırla bize ve “yok neden öyle deniyormuş, günümüzde olsaydı kesin böyle yazılırdı” tarzından geyiklerimize katlanıyor. 6. Derste artık düz metin okuyabilecek hale…

Dikey Eksen’den Hobi Elektronik Kitabı

Dikey Eksen  Jquery, WordPress, Arduino, Robotik gibi konularda çıkardığı kitaplarla ilgi çeken bir yayınevi. Bir kaç gün önce de Hobi Elektronik kitabını görmüştüm. Sağolsun ofisteki arkadaşlarımızdan Ömer Bakırcı eski bir Dikey Eksen editörü olarak bu kitabı bana hediye etti. Dikey Eksen firmasına da bu kadirşinaslık için ayrıca teşekkür ederim. Hobi Elektronik kitabı önceleri reklam sektöründe çalışan ve burda edindiği animatronik ve antropomorfik (insan biçimli) robotik deneyimlerini sonraki robot projelerinde kullanan Devrim Çamoğlu tarafından hazırlanmış. Kitaptaki bölüm başlıkları şunlar; Elektrik ve Elektronik Temel Kavramlar Devre Elemanları Gelişmiş Uygulamalar Devre Yapımı Kitabın yaklaşı ilk 100 sayfası elektroniğin tarihi gelişimine ayrılmış, ayrıca 50…

Dört Dörtlük blog denince..

Bugün yıllardır tanıdığımız ama yüzyüze hiç görüşemediğimiz bir arkadaşımızın yazdığı kitabı okumaya başladım. Eşimle beraber başladık daha doğrusu. Dört dörtlük bir kalem ustasından; Zeynep Saylık’dan ve onun ilk kitabından bahsediyorum. Daha ilk bölümü bitirdim, ama ilk yıllardaki kalem cambazlığının tadını hemen aldım. Kitabın önsözündeki bir cümle hafızamı yeniledi. Zeynep Hanım’la daha doğrusu Dafi ile nasıl tanışmıştık? Doğru ya, onun internette tuttuğu bir günlüğü vardı. Üstelik daha blog kavramı henüz ortalarda yokken. http://www.daphne.8m.com adresindeki morlu, pembeli ve sade html olan bu günlük bana defalarca okuduğum “Çalıkuşu” ruhunu hissettirmişti hep. Renkli ve zaman zaman hırçın kişiliğinin bir nevi özeti olan kendi kaleminden…