23 Mart 2026

AI ile yeni tarz: Augmented Developer

ile hasan

Son zamanlarda fark ettiğim bir şeyi yazmak istiyorum: Ben yapay zekayı sandığımdan çok daha fazla kullanıyormuşum. Hani “arada açıp bir şey soruyorum” seviyesinde değil bu; neredeyse günün içine görünmeden yayılmış, yaptığım işlerin doğal bir parçası haline gelmiş. İlginç olan şu ki, bu geçiş çok ani olmadı. Yavaş yavaş oldu ve ben bunun farkına ancak geriye dönüp baktığımda vardım.

İlk temas tabii ki ChatGPT ile başladı. Muhtemelen çoğumuz gibi ben de ilk çıktığı zamanlardan beri kullanıyorum. Başta merak, sonra alışkanlık, sonra da bağımlılığa yakın bir ilişki… Bugün geldiğim noktada ChatGPT benim için bir araçtan çok daha fazlası. Bazen bir danışman, bazen bir fikir ortağı, bazen de kafamdaki düşünceleri toparlayan bir ayna gibi çalışıyor. Tarihten siyasete, psikolojiden programlamaya, sanattan filme kadar aklıma gelen hemen her şeyi soruyorum. Açık konuşmak gerekirse, dini konular hariç neredeyse sormadığım bir alan yok. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki, başka yapay zekalara yazacağım promptları bile çoğu zaman önce ChatGPT’ye yazdırıyorum. Yani yapay zekayı kullanmak için de yapay zekadan yardım alıyorum.

Warp ile tanışmam ise biraz daha farklı oldu. Başlangıçta sadece daha kullanışlı bir terminal arayüzü arıyordum ve Warp bu ihtiyacı fazlasıyla karşılıyordu. Arayüzü düzgün, bazı küçük detayları gerçekten keyifliydi. İçine yapay zeka özellikleri eklenmeye başladığında ise açıkçası pek ilgimi çekmedi, hatta biraz gereksiz bulduğumu bile söyleyebilirim. Fakat nasıl kullanmam gerektiğini çözdüğüm anda fikirlerim tamamen değişti. Bugün geldiğim noktada DevOps tarafında yaptığım pek çok işi artık ChatGPT’ye sormak yerine doğrudan Warp üzerinden çözüyorum. Komutları hazırlıyor, açıklıyor, gerektiğinde düzeltiyor. Özellikle Linux tarafında kendimi sanki bir anda birkaç seviye atlamış gibi hissediyorum. Abartı değil, gerçekten bilgi seviyem x10 artmış gibi bir etki oluşturdu. Sunucularda beklenmedik bir problem çıktığında, özellikle güvenlik tarafında bir şeyler ters gittiğinde ilk başvurduğum yer artık Warp oluyor. Çoğu zaman da gerçekten “çatır çatır” çözüyor.

Claude ile tanışmam ise oldukça geç oldu. Aslında aylardır ismini görüyordum ama bir türlü dönüp bakmamıştım. İlginçtir, bir videoya denk gelmem gerekti. Daha ilk dakikalarda “buna bakmam lazım” dedim ve hesabı açtım. Hatta sonradan fark ettim ki zaten hesabım varmış, sadece hiç kullanmamışım. Kısa sürede ücretli versiyona geçtim. Sonrası biraz çarpıcı oldu çünkü uzun zamandır sürüncemede kalan Kitapi’nin yönetim paneli, Claude sayesinde bir iki gün içinde toparlandı. Normalde haftalarca ertelediğim işleri çok daha akıcı bir şekilde ilerletebildim. Orada şunu net gördüm: doğru yerde doğru aracı kullanmak gerçekten çarpan etkisi yaratıyor.

GitHub Copilot ise hayatımda olduğunu bile fark etmeden kullandığım bir şeymiş. Ücretli olduğunu bile bilmiyordum. En son GitHub üzerinde yeni bir repo açarken karşıma çıkan prompt alanı sayesinde biraz daha kurcaladım. ChatGPT’den aldığım bir promptu oraya yazdım ve daha projenin başındayken işin büyük bir kısmının otomatik olarak oluştuğunu gördüm. Abartmıyorum, daha “bismillah” demeden projenin yüzde yetmişi ortaya çıkmıştı. O gün bugündür aktif olarak kullanıyorum. Hatta iş biraz komik bir döngüye döndü: Claude’un hakkı dolunca Copilot’a geçiyorum, Copilot yorulunca tekrar Claude’a dönüyorum. Aralarında gidip geliyorum ama ikisi de bir şekilde işi ilerletmeye devam ediyor.

Emergent.sh ise biraz daha farklı bir bağlamda hayatıma girdi. Bir arkadaşımızın başlattığı bir proje üzerinden kullanmaya başladım. Orada yapılan işleri devam ettirmek için dahil oldum ve açıkçası beklediğimden daha memnun kaldım. Yaptığı işi temiz yapıyor, akışı bozmuyor. Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim: zaman zaman “bunu aslında Claude da yapar” diye düşündüğüm oluyor. Yani araç sayısı artıyor ama bazıları arasında ciddi örtüşmeler de var.

Bütün bunların toplamına baktığımda ortaya çıkan şey şu: Ben yapay zekayı “kullanan” biri olmaktan çıkmışım, onunla birlikte çalışan birine dönüşmüşüm. Günlük iş akışımın içinde, fark etmeden sürekli devrede olan bir katman gibi. Kod yazarken, sunucu yönetirken, içerik üretirken, hatta bazen sadece düşünürken bile.

En ilginç tarafı ise bu dönüşümün çok sessiz gerçekleşmiş olması. Bir gün “ben artık her şeyi AI ile yapıyorum” diye bir karar almadım. Araçlar geldi, ben denedim, işe yaradı, kullanmaya devam ettim… ve bir baktım ki hayatımın her yerine yerleşmiş.

Belki de asıl mesele bu. Yapay zeka bir “trend” olmaktan çıkıp görünmez bir altyapıya dönüşüyor. Ve biz çoğu zaman bunun farkına ancak durup geriye baktığımızda varıyoruz.

Bu yazının başlığı ne olmalı diye ChatGPT ile uzun uzun düşündük karar veremedik. Ama kapak görseli nasıl olmalıydı aklımda net bir fikir vardo. GPT görseli ortaya koyduğunda başlığı da bulmakta zorlanmadık: Augmented Developer. Eskiden stajyerlerimize (çalışma arkadaşımız olduktan sonra tabi) yarı şaka yarı ciddi DDD (Dayak Driven Development) uygulardık. O günler de güzeldi tabi.