Korona günleri

Bugün markete gittim.

Ne var bunda, değil mi? Bu günlerde markete gitmek gibi normal bir işi bile kırk kere oturup düşündükten sonra yapar haldeyiz. Bugün markete gittim ama en son 9 gün önce gitmiştim ve 7 gündür sitenin bahçesi dahil hiç bir yere çıkmamıştım. Eşim ve çocuklarım için gün sayısı daha da fazla tabi.

Bugün ayrıca eczaneye de uğradım. İçeriye aynı anda tek müşteri alınıyordu ve kapıdan girince bir metre sonra bariyer vardı. Daha içeriye gidilmiyordu. Tanesi 5 TL’ye basit maskelerden aldım. Eczacı çırağı maskeleri bir kutudan eliyle çıkarıp paketlediği için itiraz ettim ama eczacı bey bu kutunun normalde tamamının önceden 20 TL’ye satıldığını, korona yüzünden mecburen tek tek sattıklarını ve elle çıkarmaktan başka çareleri olmadığını söyledi. Çırağın eli de dezenfekte edilmişti. Buna güvenerek aldık ama en az 2-3 gün kullanmayı düşünmüyorum. Bir aksilik olmazsa belki bir hafta daha dışarı çıkmayacağız zaten.

Bir kabus gibi bütün dünyanın üzerine çöken korona virüsü henüz daha yolun başında gibi görünüyor. Bugün vaka artışlarında ABD birinci sıraya yerleşti. İtalya ve İspanya’da her gün 700’den fazla kişi vefat ediyor. Türkiye’de bir kaç gün önce vefat edenlerin sayısı iki gün peş peşe düşünce bir ara sevindik ama iki gündür çift haneli gidiyor artık. Beş gün önce 12 idi, sonra 9, sonra 7’ye düştü. Ama dün 15 ve bugün 16 kişi vefat etti sanırım. Allahü teala hepsine rahmet eylesin. Hastalara da şifa ihsan eylesin. Bu virüs belasından bizi tez zamanda kurtarması için dua ediyoruz.

Dışarı çıkmak gerçekten büyük risk. 65 yaş üstündekiler zaten resmen çıkamıyorlar, yasaklandı. Biz iki haftadır evden çalışıyoruz ama işe gitmek zorunda kalanlar için büyük risk var. En başta sağlık çalışanları. Doktorlar, hemşireler, diğer hastane görevlileri. Hizmet sektöründeki kardeşlerimiz; marketleri, eczaneleri açık tutmak zoruna kalanlar. Daha pek çok hayati sektör. Ama mesela tekstil sektörü gibi hayati olmayan alanlarda işverenler neden bu olağanüstü dönemde önlem alıp mesela yarım kapasite, yarım mesai veya daha uygun başka bir çalışma şekline gitmiyor. Bankalar mesai saatlerini düzenledi. Artık 12.00-17.00 arası çalışıyorlar. Marketlerde -hepsinde değilse de- içerideki müşterilerin sosyal mesafeyi koruması yönünde çaba gösteriliyor. Eldivenler vs kullandırılıyor. Ama tekstil -ve kim bilir başka hangi işyerlerinde- sadece dezenfektanla, maskeyle normal tempoda devam ediliyor. Ablam bu sektörde çalıştığı için endişeliyim haliyle.

Korona yüzünden hayatın pek çok alanında olduğu gibi eğitim alanında da işler aksadı. Önce kısa ara tatil öne alınıp bir hafta tatil yapıldı. Bu sürede maalesef tatil var deyip gerçekten tatile, memlekete gidenler yanlış yaptı belki de. İtalyada hastalığın büyük bir şekilde yayılmasının başlıca nedeni buydu. Tatil döneminden sonra uzaktan eğitime geçildi. Devlet okulları televizyon kanalları ve internet üzerinden eğitimlere başladı. Özel sektör de kendi imkanlarıyla uzaktan eğitime devam etti. Biz de şirket olarak eğitim sektörü içerisinde yer alıyoruz. Bilhassa bizim başında olduğumuz ekip 3 yıldır online sınavlar yapıyor. Haliyle müşterilerimizin normalde ayda yılda bir yaptığı online sınavlar birden bire çoğaldı ve olabilecek bütün sınavlar bizim platformlar üzerinden online yapılmaya başlandı. Bu nedenle iş yükümüz ofisteki sıradan günlere nazaran biraz daha arttı. Mesai kavramı kalmadı. Hafta içi, hafta sonu, gece, gündüz demeden işleri yoluna koymaya çalışıyoruz. Aslında bu gündüz ofise gittiğimiz dönemlerde de zaten böyle işliyor. Yazılım sektöründe bunun aksini iddia eden firmalar çok fazla değildir diye düşünüyorum. Yazılım mesai saatlerine sığan bir iş dalı değil bence.

Yukarıda iş tempomuzun arttığından bahsettim ama şikayet etmiyorum tabi. Nasıl edebilirim. Oturduğum yerden çalışabilmek gibi nimet var mı şu zamanda. O kadar insan resmen canını riske atarak her gün dışarı adımını atıyor. O nedenle saat 03.00’de yazdığım kod bana hiç dokunmuyor. Aksine şükrediyorum. Yeter ki iş olsun, işler yürüsün. Hem virüsü düşünmeden bir kaç saat daha geçirmiş oluyoruz. Bu da iyi bir şey. Çünkü bulaşıcı hastalık öyle bir şey ki bir gün mutlaka sana gelecek gibi insan hissediyor. Allahü teala cümlemizi korusun.

Bu korona günlerinde sık sık Facetime / Whatsapp / Skype üzerinden görüntülü görüşmeler yapıyoruz. Sadece iş için değil, annemizi, babamızı, ablamızı hemen her gün görüntülü arıyoruz. Ayrıca neredeyse çeyrek asırdır beraberliğimizi kaybetmediğimiz üç üniversite arkadaşımla artık tek tek değil dördümüz aynı anda görüşüyoruz. Bunu 20 yıldır neden yapmadığımızı da düşünmüyor değiliz. Hadi 20 yıl önce belki bu kadar gelişmiş değildi görüntülü görüşme teknolojisi ama en az bir 10 yılı vardır herhalde.

Uzakta, yurt dışında kalan kardeşlerimize de üzülüyoruz. Kayın biraderim eşiyle Rotterdam’da yaşıyor. Ayrıca yine Hollanda’da tek başına bir evde kendini karantinaya alan eski mesai arkadaşımız Said var. Biz yine evde iki çocukla beraber dört kişiyiz. Akşam bir şekilde oluyor. Tek başına yaşamak, ne bileyim. Bana çok zor geliyor. Tek kalanlara da sabırlar diliyorum.

Yapmam gereken işler, bitirmem gereken kodlar var. Yoksa sabaha kadar yazmak mümkün. Bu korona günlerinden inşallah sağ salim çıkarsak geçmişe dönüp nasıl günlerdi diye bakmak için, sağlığımıza şükretmek için günlüğüme bu bir kaç paragrafı yazmak istedim. İnşallah en kısa zamanda bu umumi beladan tamamen kurtuluruz. Allahü teala hepimizin yardımcısı olsun. Amin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir