Bugün, eşimle birlikte Yeşilköy’deki Kas Hastalıkları Derneği‘ndeydik. Bir hafta kadar önce Dr. Hakkı Öcal’ın (yani Hakkı Abi) ve sevgili arkadaşımız Bahtiyar Dilek’in katkılarıyla neredeyse 10 yılı aşkın bir süredir gıyaben tanıştığımız bilişimci arkadaşlarla ortaklaşa kararlaştırdığımız bir etkinlikti bu. Ben son bir haftasını biliyorum, ama aylar öncesinden konuşulmaya başlandığını Facebook yorumlarından hatırlıyorum.

Etkinliğe ev sahipliği yapan ve bizim bilinçlenmemiz için dil döken, uğraşan dernek yöneticilerine ve kas hastalıklarının verdiği onca zorluklara rağmen canla başla çalışan başta Bahtiyar olmak üzere tüm sevgili arkadaşlarımıza nacizane teşekkür ediyorum.

Etkinlikte ilk önce katılımcı arkadaşlar kısaca kendilerinden bahsettiler. Edirne’den, Tokat’tan gelen arkadaşlarımız vardı. 1998-99 yıllarından beri gıyaben hep birbirimizi tanıyorduk. Bir kaçımız yüzyüze daha önce görüşmüştük. Ama mesela eşim Hakkı Abi’yle ilk kez burda görüşmüş oldu. Henüz twitter, facebook yokken -ya da biz tanışmamışken- forumlarda, irc’lerde birbirimizi tanıyorduk. Yüzyüze tanışmak bugüneymiş.

Tanışmadan sonra dernek genel sekreteri Aynur Dik hanımefendi, daha sonra da yönetim kurulu üyelerinden Hakan Özgül Bey kas hastalıkları ile ve Kas Hastalıkları Derneği ile ilgili, projelerle ilgili bazı bilgiler verdiler. Elimden geldiğince bunları anında twitter‘a göndermeye çalıştım. Şahika Hanım telefonla oynadığımı sanarak “Hakkı Abi sana dik dik bakıyor, bırak şu telefonu” diye uyardı ama ben dinlediklerimi yazmakla meşguldüm. Böyle bir intiba uyandırdıysam özür dilerim :)

Aldığım notları kısaca buraya da geçeyim:

  • Kas Hastalıkları Derneği 1978′de kuruldu.
  • Kas Hastalıkları 200′ün üzerinde çeşidi olan ve çoğu genetik kökenli olan, ilerleyen bir hastalık olduğundan sürekli rehabilitasyon gerekiyor.
  • Sadece kas hastaları için değil, bebek arabası taşıyan anneler, yaşlılar için de mimaride ‘evrensel tasarım’ şart!
  • Kas Hastalıkları Derneği evde bakım için pek çok kurumla irtibat kurup destek sağlıyor.
  • Kas Hastalıkları Derneği İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ile şuanki dernek arazisiyle ilgili bazı sorunlar yaşıyor.
  • Tanınmış kas hastalarından biri: Stephen Havking
  • Türkiye’den bir başarı örneği. Kas hastası bir göz doktoru olan Alper Kaya. ‘İşaret Parmağım’ adlı kitabın yazarı, kitabı işaret parmağı ile yazmış.
  • Kas Hastalıkları Derneği  pek çok sivil toplum örgütü ile beraber “ayrımcılıkları izleme ve ayrımcılıkla mücadele platformu” için çalışıyor.
  • Ayrımcılık bu yüzyılın en büyük problemidir.
  • Engelsiz Fırsat Okulları, bu projeye Milli Eğitim ve Bahçeşehir Üniversitesi destek veriyor.
  • Mimar Cengiz Bektaş okullardaki engelleri tespit edip okullarda farkındalik toplantıları hazırlıyor.
  • Dernek, erişilebilirlikle ilgili pek çok rapor hazırlayıp belediyelere danışmanlık yapıyor. Eskiden kimse bu taleplere bakmazdı bile.
  • İBB‘den uzmanlar artık toplantılarımıza katılıyor.
  • Kamu kurumlarındaki yetkililer engelliler adına ne yapılması gerektiğini bilmediklerini, ama bu uğurda uğrastıklarını belirtmiş.
  • Dernek, bazı kurumlara davalar açmış. Örneğin bir üniversite ÖSYM klavuzunda ‘engelliler icin mekanımız yok, bize engelliler başvurmasın’ diye belirtmiş. Bu tip ayrımcılıklarla hukuki mücadele başlatılmış.
  • Dernek, 7 temmuz 2012′de yapılmayan her türlü vaat için suç duyurusunda bulunulacağını, şuan bunun altyapısının hazırlığının yapıldığını açık ve net belirti. Bu vaatler arasında Metrobüs için yapılacağı söylenen düzenlemeler de var.
  • Dernek ilk basın açıklamasını 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde yapacak.
  • Derneğin içinde bulunduğu projelerden biri: “Bir Nefes De Sen Ver”. Malesef SGK kapsamında olmayan ve hastayı dik durumda hareket ettirebilen sandalyelerden edinme kampanyası.
  • Dernek, ilk, orta, lise ve üniversitede okuyan ve ekonomik güçsüzlüğü olan tüm kas hastalarına yardım etmek istiyor. Şuan 30 kişiye bu yardım ulaştırılıyor.
  • Dernek, yakın zamanda hastaların tüm bilgilerini toplayabildiği php tabanlı yazılımı devreye almış.
  • Dernek tiyatro ve dans gibi sosyal etkinlikler düzenliyor. Hatta Tango gösterisi için Acun Ilıca’lıya ulaşmak istiyorlar.

Twitter’a attığım notlar bu kadardı. Sonrasında çay ikramı oldu ve bilişimciler hem dernek yöneticileri ve dernek mensubu arkadaşlarla, hem de kendi aralarında hasret giderdiler, fotoğraflar çektiler. Koca koca fotoğraf makineleriyle çekilen o pozlardan mutlaka istiyoruz. İlgililere burdan duyuruyorum!

Toplantıdan sonra bir kaç arkadaş İBB Florya Sosyal Tesisleri’nde muhabbete devam etmek istedik. Çok da güzel oldu. Ne yalan söyleyeyim, FriendFeed’in müdavimi olmama rağmen orda düzenlenen toplantılara hiç kanım ısınmıyordu. Eski arkadaşlar olan bu samimi muhabbet çok hoşuma gitti.

Organizasyona vesile olan Bahtiyar Dilek kardeşime, Kas Hastalıkları Dernek yöneticilerine, ABD’den gelip onca işinin arasına bizi de katan sevgili Hakkı Abi’ye, Selçuk Yavuz’a, Muharrem Taç’a, İbrahim Özdemir’e ve tanıştığım diğer tüm sevgili arkadaşlara ve bilhassa ta Eskişehir’den sırf bu etkinlik için günübirlik gelen Arda Balkan Bey’e de ayrıca teşekkür etmek istiyorum..

Tekrarı nasip olursa çok seviniriz.

Hello Siri!

12 Kasım 2011

Dün akşam bir arkadaşımın Almanya’dan getirttiği iPhone 4S’i biraz kullandım. İlk işim Siri’yi incelemek oldu tabi. Benim İngilizce telaffuzum berbat ötesi olduğundan Siri pek bir şey anlamadı. Gerçi Türkçe anlasaydı da telaffuzumu beğenmeyebilirdi (Bizim uşaklardan Cemal’i bağla dedum da).

Geçen sene iPhone 4′ü de ilk kez bu arkadaşda görüp “patrondan önce kullandım” havasını atmak için hemen twitter, instagram, facebook, friendfeed ne kadar sosyal medya varsa paylaşmıştım :)) Ama patronum şuan Amerika’da olduğundan gelirken kendine bir tane alıp “hava öyle değil böyle atılır Hasan’cım” derse şaşırmayacağım :))))

Bu kullandığım iPhone 4S, Almanya’dan geldi. Hem de piyasaya çıktığı günün ertesinde. Yeni iPhone’nun ABD ile aynı anda piyasaya çıktığı bir kaç ülke varmış. Bu sene Almanya da bu kervana katılmış. Aynı anda almayı geçtim, bize aynı sene içerisinde gelsin ona da razıyım. Ama asıl razı olamadığım fiyatı!

Unlock olarak Almanya’dan alınan telefonun fiyatı yaklaşık 2100 TL. Bunu duyunca tepem attı tabi. Ülkemizde hepsiburada.com’da 2800′den satılmasına ayrı sinirlendim, geçen sene iPhone4′ü Turkcell’den kampanyasız olarak aldığım fiyattan bile ucuz olmasına ayrı sinirlendim.

Hülasa; yediğimiz kazığın haddi hesabı yok. Bu kazığı Apple mı atıyor? Almanya’ya 10 liradan Türkiye’ye 20 liradan mı satıyor? Yoksa Türkiye’deki Turkcell, Avea, Vodafon “bizimkiler pahalıyı ayrı sever” deyip onlar mı icabımıza bakıyor. GSM firmalarının hiç bir maliyeti olmamasına rağmen SMS’e ayda 30 TL fatura kestiklerine ve iMessage sayesinde Apple’ın en azından bu yükün bir kısmından kurtulmama vesile olduğuna bakarsam, bu küçük hesap bile kazığı nerden yediğimi açık açık gösteriyor.

Mac’deki yetersiz ama gelecek vaadeden sevimli Php editörüm Coda geçen gün feci bir kazık attı bana. Şirket projelerini tuttuğumuz svn sunucunun ssl sertifikasını güvensiz buldu ve projeyi indirmeme izin vermedi. Bunu daha global bir yöntemle halledemez miyim, mac’a bu sitenin güvenli olduğunu zorla ikna edemez miyim diye arkadaşlarıma sordum ama olumlu bir cevap alamadım. Default tarayıcının ayarlarıyla siteyi güvenli olarak kabul etmek gibi kolpa girişimlerim de işe yaramadı :) Meğer doğru bir yol üzerindeymişim. Zira bu akşam yine küçük bir googling yaparak asıl aradığım çözüme hem de çok basit bir şekilde ulaştım. Zaten dikkat ederseniz son bir kaç yazım çözümü çok basit şeyler çıkıyor. Unix’i bu yüzden seviyorum işte :) Çözüm hem basit hem de transparan. Nereye ne verdiğinizi görüyorsunuz. Neyse dallanmayalım.

Mac’e o sertifikanın güvenli olduğunu doğrulatmak istiyordum ya, asıl mesele mac’deki svn’e o sertifikanın doğru olduğunu kabul ettirmekmiş. Bunun için de komut satırından şu ifadeleri girmeniz ve karşınıza gelen soruya gönlünüzden geçen cevabı vermeniz kafi.

svn ls https://sertifikasisoruncikaran.com

Sistem size bu adresi kabul edip etmeyeceğinizi soruyor. (P)ermanently diyerek kalıcı olarak kabul edip gönül rahatlığıyla Coda’nızı kullanmaya devam edebilirsiniz.

İşim gereği sürekli uzaktaki makinelere komut satırından bağlanmam gerekiyor. Ofisteki internet bağlantısından bunu yaptığımda sabah açtığım oturum akşama kadar açık kalabiliyor. Evdeki Kablo.Net bağlantısında ise 2 dakika o pencerede işlem yapmadıysam bağlantı asılı kalıyor, bir kaç dakika sonra da “Write failed: Broken pipe” yazıyor ve kendi komut satırıma düşmüş oluyorum.

Bu akşam canıma tak etti ve minik bir google’ing yaptım. Çözümü buraya da yazayım ki siz de kolay bulun, ben de kolay bulayım ;)

Kendi komut satırınızdayken şu ifadeleri çalıştırarak ssh_config dosyanızı güncelleyin:

echo "ServerAliveInterval 60" >> ~/.ssh/config 

Kaynak: http://nextspaceship.com/2011/09/how-to-solve-broken-pipe-message-in-ssh-session/

Epey bir süredir iOS 5′in betasını kullanıyordum. En sevdiğim özelliği de Kişisel Erişim Noktası idi. O sayede dışardayken iPad’ime internet sağlayabiliyordum. Bir kaç gün önce iOS5′in tam sürümünü kurayım dedim. Kurulumdan sonra Kişisel Erişim Noktası’nın ayarlarda görünmediğini farkettim. Eşimin telefonunda böyle bir sorun yoktu. iOs4.3′den iOS5′e yükseltilmişti. Acaba ondan mıdır diye düşündüm. Bugün yarın bakarım diye erteledim.

Başka sorun yaşayanlar da oldu mu diye bakınırken tam olarak benim gibi betasını kullanıp sonra tam sürüme yükselten başka bir kullanıcıya rastladım. Sorunun çözümünü bu sayfadaki yorumlarda buldum. Detaylı olarak paylaşmak istedim.

Eğer iOS 5 yüklü iPhone’unuzda “Kişisel Erişim Noktası” görünmüyorsa Ayarlar/Genel/Sıfırla/Ağ Ayarları kısmına girip sıfırlayın. Bir süre sonra telefonunuz tekrar açıldığında Ayarlar/Genel/Ağ kısmına giriş yapın. Bu ekranda Uluslararası Dolaşım’ın hemen altında “Kişisel Erişim Noktası” beliriyor. Buraya girip aktif hale getirdiğinizde artık Ayarlar anasayfasında görünür hale geliyor.

Bir efsane sona erdi

7 Ekim 2011

Steve Jobs (1955-2011) farklı bakma yeteneklerine sahip nadir kişilerden biriydi. 1993′den beri bilgisayarla haşır neşir olmama rağmen Steve Jobs’u malesef çok geç tanıdım. Gençlik yıllarımı Windows’u formatlamakla ve programlamaya çalışmakla geçirdim.

Bir kaç sene önce eşime ilk iPhone 3G alana kadar hiç bir Apple ürünümüz olmamıştı. Sonra Mac Mini, iMac, MacBook Air, iPhone4 diye kendimizi kaptırdık. Mac’den sonra bilgisayar kullanmak bizim için bir zevk haline geldi. Steve Jobs’un felsefesiyle üretilen tüm Apple ürünleri birer teknolojik alet değil evimize severek, beğenerek aldığımız bir mobilya gibiydi.

Efsane sona erdi.. Bilişimin eski, tozlu, ruhsuz, teknik ve köşeli hatlarına geri dönebiliriz..

Hiç iso-8859-9 charsetinde hazırlanmış bir sayfadan utf-8′e göre hazırlanmış başka bir sayfaya form datası göndermeniz gerekti mi? Bize gerekti. Kütüphane web sitemiz biraz eski kalmış ve iso-8859-9 formatında hazırlanmış. Yeni kurulan kütüphane yazılımı ise utf-8′e göre hazırlanmış.  Web sitesindeki arama kutucuğuna “ağaç”,”şair”, “ırmak” gibi Türkçe özel karakter içeren kelimeler yazdığınızda karşı tarafa a?a?, ?air, ?rmak gibi abuk subuk karakterler gittiğinden aramalar sonuç vermiyordu haliyle.

Bu sorunu gidermek için önce utf8′e çeviren javascript fonksiyonlarını inceledim. Malesef bulduğum bir kaç tane fonksiyon sadece belli karakterleri düzeltiyordu.

Aramaları biraz daha derinleştirince formların accept-charset diye tam bu iş için hazırlanmış bir özelliği daha olduğunu öğrendim. Sayfanın charset’i ne olursa olsun form’a accept-charset=utf-8 yazabiliyormuşuz. Yazdım, fıstık gibi çalıştı. Fekaaat! Her zamanki gibi Internet Explorer bu özelliği desteklemiyor.

Neyse ki onun da çözümü varmış. Forma aşağıdaki öğeyi eklediğinizde sorun çözülüyor:

<input type=”hidden” name=”enc” value=”&#153;”>

Web sitenizde video galeri yapmak ve bu hizmet için YouTube’dan yararlanmak istiyorsanız vidoların önizleme resimlerine ihtiyaç duyacaksınız. Aşağıdaki örnek url’leri kullanarak videoların önizleme imajlarına ulaşabilirsiniz. Videoyu verdiğiniz gibi imaj dosyasını da YouTube üzerinden verebilir ya da yazacağınız kodla sisteminize kopyalayabilirsiniz. O size kalmış:

Örnek YouTube videosu: http://www.youtube.com/embed/4rb8aOzy9t4

Önizleme imaj dosyası yolu:

http://img.youtube.com/vi/4rb8aOzy9t4/1.jpg

http://img.youtube.com/vi/4rb8aOzy9t4/2.jpg

http://img.youtube.com/vi/4rb8aOzy9t4/3.jpg


Bir iş için lazım olunca emektar Xerox 3117′yi kutusundan çıkarıp kurmak istedim. Meğer Mac Os X sürücüsü yokmuş. Ama bu onu kullanmak için engel değil tabi. Google’da bulduğum kısa bir dökümanı burada paylaşarak hem kendime hem de aynı problemi yaşayanlara küçük bir not bırakmış olalım.

Yazıcıyı kullanabilmek için üç paket programı kurmak gerekiyor.

1) Samsung GDI (180 KB)

2) Foomatic-RIP (640 KB)

3) Ghostscript (33 MB)

Bu programları kurdukdan sonra yazıcı ayarlarından yeni bir yazıcı olarak Generic GDI Printer Foomatic/gdi’yi ekleyebilirsiniz.

Kaynak: http://vadimk.com/2010/10/11/xerox-phaser-3117-mac/

Wine for Mac

9 Ağustos 2011

Mac kullanmaya başladığımdan beri bilgisayarda sadece program yazmak değil bilgisayarı kullanmak da büyük bir keyif haline gelmişti benim için. Mac’deki tek şikayetim doğru düzgün -daha doğrusu alıştığım şekilde olan- bir veritabanı istemcisi bulamamaktı. Veritabanı uygulaması olarak EMS’nin eline su dökebilecek bir yazılım bilmiyorum. Mac’de EMS yerine Navicat, SequelPro gibi muadillerini kullanarak idare ediyordum ya da EMS’yi parallel ile çalıştırıyordum. Mac’de o uyuz Windows başlangıç sesini duymak ve etrafımdan “oha! windows mu kurdun mac’e, naptın hacı ya?” nidalarıyla karşılaşmak canıma yetti ve dün keşke Wine’nın da Mac versiyonu olsaymış dedim. Meğer varmış! Şimdiye kadar hiç Wine aklıma gelmemişti. Ofiste Linux kullanan arkadaşlarım Wine kullanıyorlardı ve çok büyük problemler yaşamıyorlardı. Amcalar sağolsunlar MacPorts’a Wine’ı da eklemişler. Kaç saat sürdü bilemiyorum (çünkü bilgisayarı açık bıraktım ertesi gün ancak bitti kurulum) ama sorunsuz bir şekilde MacPorts’dan Wine’ı kurdum. MacPorts için şu yazıma bakabilirsiniz (Lion kullananlar için xCode’un kurulu olması gerektiğini hemen not düşeyim).

Komut satırından

#port install wine

deyip sabırla saatlerce bekledikten sonra Wine sorunsuzca kuruldu. Sıra EMS’yi kurmaya geldi. Yine komutsatırından EMS’nin setup dosyasının oldugu klasöre geçip

#wine MyManagerFullSetup.exe

komutunu çalıştırınca Windows’dan aşina olduğunuz kurulum ekranı geliyor, “Next”, “Next” diyerek programı kuruyorsunuz. Lazım olmaz ama yine de söyleyeyim, eğer Registry ile oynamanız gerekiyorsa(!) wine’ın registry ayarları ~/.wine/ klasörünün içinde. Wine’nın diğer klasörleri de burda (drive_c gibi).

Şimdi sıra geldi EMS’yi Dock’ta bir simgeye tıklayarak çalıştırmaya. Bunun için küçük bir AppleScript yazacağız. Endişeye mahal yok, ben de hayatımda ilk kez yazdım, ısırmıyor.

Spotlight’dan “AppleScript Editor” uygulamasını bulup çalıştıralım. Açılan ekranda aşağıdaki kodu yazalım (siz kurduğunuz uygulamaya göre yolu düzenlemelisiniz).

tell application “Terminal”

do script “/opt/local/bin/wine ~/.wine/drive_c/Program\\ Files/EMS/SQL\\ Manager\\ for\\ MySQL/MyManager.exe”

end tell

Bu kodu yazdıkdan sonra uygulamanın en üstünde yer alan “Compile” simgesine tıklayın. Compile işlemi başarılı olduysa yazdığımız kod renk değiştirecektir. Kodu denemek için yine yukarıda yer alan “Play” simgesini kullanabilirsiniz. Terminal ekran çalıştıktan sonra uygulamamız başarılı bir şekilde açılacaktır. Terminal ekranı göstermeden bu işi yapmanın bir yolu var mı bilmiyorum. Bilenler varsa ve paylaşırlarsa sevinirim.

Kodumuzun düzgün çalıştığını test ettikten sonra kaydedebiliriz. Kaydederken “Application” formatında kaydetmeyi unutmayın. Aksi halde çalışmayacaktır. Artık bu oluşturduğumuz basit uygulamayı Dock’a sürükleyebiliriz ve üzerine tıklayarak uygulamamızı başlatabiliriz. Keşke simgesini de değiştirebilsek, fakat onu da nasıl yapılır bilmiyorum. Bilenler paylaşsın lütfen.

Kaynak: http://davidbaumgold.com/tutorials/wine-mac