... Mac Kategorisi

MacOSX menübar’dan ekranı kilitleme

Pazartesi, Ocak 23rd, 2012

Birden fazla mönitör ile çalışıyorsanız ekranı kilitlemek için Hot Corner özelliği bazan sizi yorabiliyor (üç mönitör kullanıyorsanız ve alışkanlık icabı en sağ üst köşeyi ayarlamışsanız oraya varmak mesele oluyor), aslında bunu kolaylaştırmak için mönitörlerin görüntü hizalarını hot corner yaptığınız köşelerden tam denk getirmemek çok işe yarıyor. Böylece her mönitörde hot corner ayarlarınız çalışıyor.

Fakat bu yazıda menübar’ı kullanarak nasıl ekranı kilitleyebiliriz ona değinmek istiyorum. Keychain Access programını çalıştırıp menübar’dan Preferences’e ulaşın. İlk sekmede en üstte “Show keychain status in menu bar” kutusunu işaretlediğinizde menünüzde bir kilit simgesi belirecektir. Bu simgeye tıkladığınızda açılan menüden ekranı kilitleyebileceğiniz gibi “Keychain Access”in diğer seçeneklerine de ulaşabiliyorsunuz (diğer seçeneklerin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum).


Ofiste Mac’e doyduk..

Cumartesi, Aralık 17th, 2011

Bir sene önce Dell Vostro pc’lere iatkos kurmakla kendimizi avuturken çok şükür ofisimiz Mac Mini, MacBook Air, MacBook Pro ve iMac’lerle doldu. Evdeki Mac’lerin durumu da değişti ama sayı değişmedi. Geçen sene aldığım Air’i bir kaç ay önce daha iyi bir modeline yükseltmiştim ama ilki de hala duruyordu. Kayınbirader Mac Book Pro alıp pc eziyetine son verdiği sıralarda bizim küçük Air’e talip çıktı. Onu da başgöz ettik. Bir Mac gitti bir Mac geldi :)

Şimdi ofiste 27″ iMac kullanmanın verdiği lezzeti evde de arıyorum. Evdeki Air’den çok memnunum da, Air’e bağladığım bu Acer monitör beni mahvediyor. Şahika Hanım’ın 24″ iMac’ini mi ele geçirsem diye düşünüyorum. Ama Air de sürekli dışarda lazım oluyor. Bu sefer bütün bilgisayarlara ben el koymuş olacağım. Halbuki bu air’i de ona doğum günü hediyesi diye (!) almıştım :))))

Eskiden öyle miydi..

Üniversiteye girdiğim yıllarda iki arkadaş ancak ortaklaşa bilgisayar alabilmiştik hem de ikinci el. Üniversitede laptopu olanlar karton kutuları ile okula getirip götürüyorlardı. O derece lüks ve rüküş bir durumdu yani :) Üniversiteden sonra Gebze’deki enstitüde bir derse katılmıştım, ders çıkışında hoca laptopunu çantaya koymadan önce talep eden çocuklara konuyla alakalı dökümanları cd’ye yazıp verince “Budur! Laptop almam lazım” demiştim ve bilmem kaçıncı toplama pc’mi ablama satıp Compaq marka ilk laptopumu almıştım. O zamanlar Ankara’da yedek subaylık yapıyordum. Laz aklımla o laptopu nöbette film falan izlerim diye karargaha götürmüştüm. Ertesi gün çıkarken kapıdaki uzman çavuşlar bilgisayarıma el koymuşlardı. Kendi komutanıma koşup durumu izah ettim ama daha sonra astsubayımdan öğrenmiştim ki beni ihbar eden de kendi komutanımmış meğer :) Neyse ki 9 gün sonra bilgisayarıma geri kavuşmuştum. Ama o 9 gün neler çektim bir Allahü Teala bilir.

Compaq iyice haşat olduktan sonra dünyanın en büyük saçmalığını yapıp yerli marka bir laptop almıştım: DATRON!

Hala bu marka yaşıyor mu hiç bir fikrim yok, googling bile yapmak istemiyorum. Datron garanti kapsamındayken cozurdadığında aynı modelden artık üretilmediği için daha üst modelini ZORLA fark ödeyerek almak mecburiyetinde bırakılmıştım. Bir Gönen ziyaretinde yukarıda bahsi geçen kayınbiraderimin bilgisayarı Call Of Duty’i çatur çutur oynatırken bendeki Datron’un hiç oralı olmadığını görünce anında üç kuruşa oracıktaki komşuya bilgisayarı satıp o zamanın en iyi konfigürasyonlarından ASUS N61VN alma gafletinde bulundum. O gece nasıl bir yağmur yağıyordu, görmeliydiniz.

Asus’a lafım yok, hem şık hem sağlam bir bilgisayardı. Ama ennihayetinde şimdi benim için sadece bir PC! Asus’u aldıktan bir kaç ay sonra belki de o sıralarda ofiste bu yazının en başlarında bahsettiğim Dell Vostro’lar ortaya çıktı. “Bunlara Mac Os kurulabiliyor, XCode deneriz” gazı ile saldırdık. Çok da güzel kurulumlar yaptık ve sorunsuz kullandık. Bir iki hafta öncesine kadar hala o bilgisayarlar aynı işletim sistemiyle duruyorlardı.

İşte bu kısımları net hatırlamıyorum, evlilik yıldönümümüze 2 hafta kala Şahika Hanım’la bir delilik yapıp Darty’e gittik ve ne kadar kredi kartımız varsa ortaya koyup bir iPhone 3G bir tane de -aaaah kafam ah- Samsung i900 Omnia aldık. 250 TL daha ödeyip ben de iPhone alsaydım ömrümden 2 sene, cebimden de 2-3 bin TL gitmezdi.

İşte çok şükür o iPhone ile başlayan Apple serüveni 2-3 sene içerisinde çok hızlı bir aksiyona sahne oldu. Hanıma iMac aldık, sonra Mac Mini geldi, ofisten iPad ele geçirdik, Mini gitti Air geldi, o gitti yenisi geldi, kayınço Mac Book Pro aldı, ofise iMac geldi, iPad 2′ler geldi vs vs..

Tabi bu gidip gelmeler kredi kartlarında vahim rakamları beraberinde getirdi. Ama Mac kullanmak nasıl bir keyif veriyorsa arkadaş, o ekstreleri hiiiiç takmadık :) Biz takmayınca banka bize taktı, o da ayrı bir yazının konusu :) Ama çok şükür şimdi kartlar da yoook, ekstreler de yook, dert de yok.

Eğer okuduysanız uzun bir yazı oldu kusura bakmayın. İnsanlık hali, yaş ilerliyor, unutkanlık aldı başını gidiyor. Buraya karalayayım da nasip olursa ilerde okur eski günleri yad ederim diye lafı uzattık.

Her ne sürç-ü lisan ettiysek affola..

Svn: Server certificate verification failed!

Pazartesi, Ekim 24th, 2011

Mac’deki yetersiz ama gelecek vaadeden sevimli Php editörüm Coda geçen gün feci bir kazık attı bana. Şirket projelerini tuttuğumuz svn sunucunun ssl sertifikasını güvensiz buldu ve projeyi indirmeme izin vermedi. Bunu daha global bir yöntemle halledemez miyim, mac’a bu sitenin güvenli olduğunu zorla ikna edemez miyim diye arkadaşlarıma sordum ama olumlu bir cevap alamadım. Default tarayıcının ayarlarıyla siteyi güvenli olarak kabul etmek gibi kolpa girişimlerim de işe yaramadı :) Meğer doğru bir yol üzerindeymişim. Zira bu akşam yine küçük bir googling yaparak asıl aradığım çözüme hem de çok basit bir şekilde ulaştım. Zaten dikkat ederseniz son bir kaç yazım çözümü çok basit şeyler çıkıyor. Unix’i bu yüzden seviyorum işte :) Çözüm hem basit hem de transparan. Nereye ne verdiğinizi görüyorsunuz. Neyse dallanmayalım.

Mac’e o sertifikanın güvenli olduğunu doğrulatmak istiyordum ya, asıl mesele mac’deki svn’e o sertifikanın doğru olduğunu kabul ettirmekmiş. Bunun için de komut satırından şu ifadeleri girmeniz ve karşınıza gelen soruya gönlünüzden geçen cevabı vermeniz kafi.

svn ls https://sertifikasisoruncikaran.com

Sistem size bu adresi kabul edip etmeyeceğinizi soruyor. (P)ermanently diyerek kalıcı olarak kabul edip gönül rahatlığıyla Coda’nızı kullanmaya devam edebilirsiniz.

Xerox 3117 yazıcısını Mac Os X’de çalıştırmak

Cumartesi, Ağustos 20th, 2011

Bir iş için lazım olunca emektar Xerox 3117′yi kutusundan çıkarıp kurmak istedim. Meğer Mac Os X sürücüsü yokmuş. Ama bu onu kullanmak için engel değil tabi. Google’da bulduğum kısa bir dökümanı burada paylaşarak hem kendime hem de aynı problemi yaşayanlara küçük bir not bırakmış olalım.

Yazıcıyı kullanabilmek için üç paket programı kurmak gerekiyor.

1) Samsung GDI (180 KB)

2) Foomatic-RIP (640 KB)

3) Ghostscript (33 MB)

Bu programları kurdukdan sonra yazıcı ayarlarından yeni bir yazıcı olarak Generic GDI Printer Foomatic/gdi’yi ekleyebilirsiniz.

Kaynak: http://vadimk.com/2010/10/11/xerox-phaser-3117-mac/

Wine for Mac

Salı, Ağustos 9th, 2011

Mac kullanmaya başladığımdan beri bilgisayarda sadece program yazmak değil bilgisayarı kullanmak da büyük bir keyif haline gelmişti benim için. Mac’deki tek şikayetim doğru düzgün -daha doğrusu alıştığım şekilde olan- bir veritabanı istemcisi bulamamaktı. Veritabanı uygulaması olarak EMS’nin eline su dökebilecek bir yazılım bilmiyorum. Mac’de EMS yerine Navicat, SequelPro gibi muadillerini kullanarak idare ediyordum ya da EMS’yi parallel ile çalıştırıyordum. Mac’de o uyuz Windows başlangıç sesini duymak ve etrafımdan “oha! windows mu kurdun mac’e, naptın hacı ya?” nidalarıyla karşılaşmak canıma yetti ve dün keşke Wine’nın da Mac versiyonu olsaymış dedim. Meğer varmış! Şimdiye kadar hiç Wine aklıma gelmemişti. Ofiste Linux kullanan arkadaşlarım Wine kullanıyorlardı ve çok büyük problemler yaşamıyorlardı. Amcalar sağolsunlar MacPorts’a Wine’ı da eklemişler. Kaç saat sürdü bilemiyorum (çünkü bilgisayarı açık bıraktım ertesi gün ancak bitti kurulum) ama sorunsuz bir şekilde MacPorts’dan Wine’ı kurdum. MacPorts için şu yazıma bakabilirsiniz (Lion kullananlar için xCode’un kurulu olması gerektiğini hemen not düşeyim).

Komut satırından

#port install wine

deyip sabırla saatlerce bekledikten sonra Wine sorunsuzca kuruldu. Sıra EMS’yi kurmaya geldi. Yine komutsatırından EMS’nin setup dosyasının oldugu klasöre geçip

#wine MyManagerFullSetup.exe

komutunu çalıştırınca Windows’dan aşina olduğunuz kurulum ekranı geliyor, “Next”, “Next” diyerek programı kuruyorsunuz. Lazım olmaz ama yine de söyleyeyim, eğer Registry ile oynamanız gerekiyorsa(!) wine’ın registry ayarları ~/.wine/ klasörünün içinde. Wine’nın diğer klasörleri de burda (drive_c gibi).

Şimdi sıra geldi EMS’yi Dock’ta bir simgeye tıklayarak çalıştırmaya. Bunun için küçük bir AppleScript yazacağız. Endişeye mahal yok, ben de hayatımda ilk kez yazdım, ısırmıyor.

Spotlight’dan “AppleScript Editor” uygulamasını bulup çalıştıralım. Açılan ekranda aşağıdaki kodu yazalım (siz kurduğunuz uygulamaya göre yolu düzenlemelisiniz).

tell application “Terminal”

do script “/opt/local/bin/wine ~/.wine/drive_c/Program\\ Files/EMS/SQL\\ Manager\\ for\\ MySQL/MyManager.exe”

end tell

Bu kodu yazdıkdan sonra uygulamanın en üstünde yer alan “Compile” simgesine tıklayın. Compile işlemi başarılı olduysa yazdığımız kod renk değiştirecektir. Kodu denemek için yine yukarıda yer alan “Play” simgesini kullanabilirsiniz. Terminal ekran çalıştıktan sonra uygulamamız başarılı bir şekilde açılacaktır. Terminal ekranı göstermeden bu işi yapmanın bir yolu var mı bilmiyorum. Bilenler varsa ve paylaşırlarsa sevinirim.

Kodumuzun düzgün çalıştığını test ettikten sonra kaydedebiliriz. Kaydederken “Application” formatında kaydetmeyi unutmayın. Aksi halde çalışmayacaktır. Artık bu oluşturduğumuz basit uygulamayı Dock’a sürükleyebiliriz ve üzerine tıklayarak uygulamamızı başlatabiliriz. Keşke simgesini de değiştirebilsek, fakat onu da nasıl yapılır bilmiyorum. Bilenler paylaşsın lütfen.

Kaynak: http://davidbaumgold.com/tutorials/wine-mac

MacosX İkinci Monitörde Dock ve Menü Kullanmak

Pazar, Mart 27th, 2011

Henüz 6 aylık olan Mac Mini’miz bugün GG’de yeni sahibine kavuştu. İş böyle olunca Mac Book Air’i büyük monitöre bağlamak ve konfigüre etmek lazım oldu. Miniport-VGA adaptörü sayesinde ikinci monitör problemsiz çalıştı fakat menü ve dock küçük ekranda kaldı. Bu can sıkıcı durum çok şükür fazla uzun sürmedi. Meğer “System Preferences / Displays” ekranında orta tab’da yer alan “Arrangement” sadece monitörlerin hizasını değil, dock ve menünün nerede olacağını da ayarlamamıza yarıyormuş. İnternette yabancı bir sitede nasıl yapılacağını gösteren videoyu izlemeseydim hayatta aklıma gelmezdi. Yandaki ekran çıktısında da görebileceğiniz üzere sağ taraftaki küçük ekran üzerindeki temsili menü çubuğunu fare ile sol ekrana sürükleyebiliyoruz. Böylece ana ekran soldaki büyük ekran olmuş oluyor.

Bilgisayar’ı keyifli kullanmak = Mac Kullanmak

Perşembe, Ocak 6th, 2011

Geçtiğimiz sene eşime iMac almakla başlayan Mac yolculuğumuz büyük bir keyifle devam ediyor. O zamanlar daha yeni aldığım Asus laptop’u önce MacOs’a çevirmek sonra da satmak için ne kadar uğraştığımı “olMAC ya da olmaMAC” başlıklı şu yazıda uzuun uzun anlatmıştım. En nihayet kendime bir Mac Mini almayı başarmıştım. Zaten işyerinde daha öncesinden MacOs kurulu Dell Vostro kullanıyordum (bu Dell’lerin yerine de Mac Mini aldırma çalışmalarım hızla devam ediyor).

Hasılı, Mac kullanmaya başladığımdan beri bilgisayar karşısında işim gereği saatlerimi harcarken artık büyük bir keyif alıyorum. Çocukluğumdan beri bilgisayar başında sadece program yazdığımda (ve gençliğimde Tomb Raider oynadığımda) saatlerin nasıl geçtiğini anlamazdım. Şimdi bilgisayarı bir son kullanıcı olarak kullanırken de akıp gidiyor zaman.

Format denen illet hayatımdan uçup gitti. Antivirüs kurmak, crack aramak derdi kalmadı. Komut satırında coşmak istediğim zaman daha doğru düzgün tam ekran bile olamayan aptal CMD’ye mahkum olma devri bitti. Bir sunucuya bağlanmak için Putty gibi harici programları değil doğrudan kendi komut satırımı kullanabiliyorum. Dosyalarım disk üzerinde A, B, C gibi ayrı ayrı ağaçlarda değil, tek bir “/” köküne (root) bağlı. Unix’in 1970′lerden beri süregelen sapasağlam yapısını işletim sisteminin iliklerinde olduğunu bilmek bir nevi Hummer kullanmak gibi bir şey (Hiç Hummer’a binmedim ama herhalde sağlam bir arabadır). (daha fazla…)

XCode’da Kod Tamamlama

Pazar, Ağustos 29th, 2010

XCode’un yapısı çok hoşuma gitmekle beraber diğer IDE’lere nazaran bir kusuru olduğunu düşünüyordum. Kod yazarken sizi zahmetten kurtarmak için en yakın ihtimali önceden sizin yazmak üzere olduğunuz ifadeye soluk bir renkle tamamlıyor. Siz “hah buydu” diyorsanız “tab” tuşuna basıp ifadeyi yazmış gibi oluyorsunuz, “yok bu değildi” diyorsanız yazmaya devam ediyorsunuz. Siz yazdıkça o en yakın ihtimali değiştirip önünüze koyuyor. Gayet iyi bir özellik ama diğer ide’lerde bu özellik daha gelişmiş oluyor. Genelde siz yazmaya başlar başlamaz, mesela değişkeninizi yazdıkdan sonra “.” işaretini koyar koymaz bir combo-box (aşağı açılır menü) çıkar ve siz orda tüm yazabileceğiniz ihtimalleri görürsünüz. Benim gibi acemi bir Objective-C geliştiricileri için XCode böyle bir özellik olması harika olurdu… Derken… Meğer varmış! Tesadüfen ifadeyi yazıp “.” koydukdan sonra ESC tuşuna basmasam görmeyecektim. Bir ömür böyle gidecektim. Ah Steve! İlla farklı olacaksın değil mi!

Mac Os 10.6 Hızlı Kullanıcı Değiştirme

Perşembe, Ağustos 26th, 2010

Eşinizle bir mac’i paylaşıyorsanız (daha doğrusu paylaşamıyorsanız) ve onun bilgisayar başında olmadığı zaman hesabınızı açıp sonra tekrar kapatmak hoşunuza gitmiyorsa sizi bu zahmetten kurtaracak basit bir yöntem var. Kullanıcı oturumunuzu kapatmadan başka bir oturuma geçmek mümkün. Bunun için System Preferences’dan Accounts’u açın. Sol alttaki kilit ikonuna tıklayıp yönetici parolanızla kilidi açın. Login Options’a tıklayıp ‘Show fast user switching menu as’ alanına istediğiniz seçeneği işaretleyin. Buradaki seçiminize göre ekranın sağ üst köşesinde kullanıcıların adlarını (ya da kısa adlarını, ya da simgelerini) içeren bir menü beliriyor. Bu menüden istediğiniz kullanıcıyı seçip onun şifresini girdikden sonra afilli bir dönme efekti ile birlikte şıp diye o hesaba geçiyorsunuz. Üstelik mevcut hesap da kapanmamış oluyor.

MacPorts ile MySQL kurulumu

Cumartesi, Nisan 24th, 2010

Bir önceki yazımızda MacPorts kullanarak MySQL ve PostgreSQL destekli bir Apache2-PHP5 kurulumu gerçekleştirmiştik. Bu yazımızda ise MacPorts ile MySQL kurulumunu öğreneceğiz. Öğreneceğiz diyorum çünkü ben de bu işlemleri henüz yeni kurduğum macos üzerinde ilk defa yapıyorum. Hazır yapmışken bir yere kaydedeyim de ileride tekrar nasıl yaptığımı hatırlamak kolay olsun istedim. BT Hayat’a da yeni bir yazı çıkmış oldu böylece..

MacPorts ile MySQL’i kurmak zaten iki satırlık bir iş:

#sudo port install mysql5
#sudo port install mysql5-server

MySQL’in başlangıc veritabanlarını oluşturalım:

# sudo /opt/local/lib/mysql5/bin/mysql_install_db –user=mysql

(daha fazla…)