fotoTeknopark’taki firmamız 4 gündür tadilat içerisinde. Ofis içerisindeki camekanlı bölümlerin yerini değiştiriyoruz. Yazın piştiğimiz pencere kenarları şimdi toplantı odası ve diğer yönetici odaları haline geliyor. Biz cam kenarı sakinleri olduğumuz gibi orta alanda stajyerlerimizden başka hemen hiç kullanılmayan kısma geçiyoruz.

Bu son ofisimizde 4-5 yıldır çalışıyoruz. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü içerisinde olduğumuz için burayı çok seviyorum. Yanımızda yükselen diğer teknopark bloklarının inşaatını saymazsak hiç trafik ve gürültü yok diyebiliriz. En azından kampüsün içinde yok :) Üstelik kampüs çok geniş ve yemyeşil. Orta bahçe ve etrafındaki eski osmanlı kışla binası zaten paha biçilemez güzellikte. Hal böyle olunca buradan vazgeçmek zaten çok zor.  O nedenle ofisi taşımak yerine yeniden düzenlemek yolunu tutan patronlarımıza teşekkür ederiz. Dolarla kira almaktan vazgeçerse YTÜ yönetimine de ayrıca teşekkür edebiliriz.

Aslında nerdeyse ofisin yeri değişecekti, teknoparktaki başka bir binaya taşınacaktık. Fakat o plan iptal oldu. Uzun zamandır aynı ofiste olduğumuz için değişiklikten yanaydım. Kısmet böyleymiş, bizim ofisin şekli şemali değişince sonuçta aynı kapıya çıkmış oldu zaten.

Ofis deyince dün izlediğim “The Intern / Stajyer” filminden bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu filmi bilhassa bizim gibi web tabanlı yazılım firması çalışanlarına ve yöneticilerine tavsiye ederim. Spoiler vermemek adına çok bahsetmeyeceğim. Filmde ofisin içerisinde bisikletle koşturan patronu görünce bizim ofisteki üç bisikleti hatırladım. Dışarı çıkmaya üşendiğimizde ofisin içerisinde onlarla tur atıyorduk. Demek ki çok da abesle iştigal değilmiş :)

Filmde bizdeki gibi “açık ofis” uygulaması vardı. Önceleri çok saçma gelse de açık ofis fikrine aslında epey alıştım. Eski kafalı bir yazılımcı olarak patronumun deyişiyle “yazıhane” ortamı arardım hep. Müstakil bir odada L şeklinde masa en büyük hayallerimdendi. Sağolsun eski ofiste de bu ofiste de birer sene kadar böyle bir şans verilmişti. Sonra ilk fırsatta kendim vazgeçtim :) Açık ofis daha ferah, daha iyi. Yeter ki yakınınızdaki arkadaşlar müziktir, geyiktir, langırttır bunları müsait saatlerde ve müsait oranlarda yapsınlar. Çok şükür bu  konuda da hiç bir problemimiz olmadı.

Yeni seneyle birlikte yeni hareketlenmelerin olması iyi bir şey aslında. Ocak bitti bitiyor, şubatı da atlattık mı bahara girdik sayılır. En güzel çalışma zamanları. Yazın sıcaktan, tatil hayallerinden kimsede bir adım öteye gidecek iş enerjisi kalmıyor. Bu önümüzdeki 4-5 ayı iyi değerlendirip Allahü Teala nasip ederse yaza zinde girmemiz gerekiyor. Kışın çalışalım, yazın yiyelim :)

Değişim sadece ofiste olmadı bu arada, evimizde de ufak değişikliklere gittik. Sevgili hayınbiraderim ayrı eve çıkınca onun odasını çalışma odası haline çevirdik. Artık gecenin bu 03.44’ünde tıkır tıkır blog yazarken kimseyi rahatsız etmeyeceğim :)

Gerçi bu aralar daha büyük değişiklikler peşindeyiz. Evi komple taşımayı düşünüyoruz. Burası bizim ilk evimiz, borcu da bitmek üzere inşallah. Burayı satıp daha ferah bir yere geçmeyi düşünüyoruz. Emlak sitelerindeki ilanların şokunu atlatırsak öyle bir planımız var bakalım. Hayırlısı..

Harekette Bereket Vardır
Tagged on:                         

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir