... Ekim, 2010
Salı, Ekim 26th, 2010
Apple developer hesabına yılda belli bir parayı bağlayınca haybeye gitmesin diye ne kadar güncel sürüm varsa iPad’e kurup sonra da “aaa bu menü developer sürümünde yokmuş” diye yakınanlardan olmaya alışmıştım. Fakat binbir zahmetle kırpıp microsime çevirdiğim, içinde 1 yıllık 4GB hediye internet olan simkartımı iPad’de kullanabilmek için Hücresel Veri menüsünde APN ayarlarına sırf developer sürümü iOS kullandığım için sahip olamamak beni çileden çıkardı. Halbuki TURKCELL 3G yazısını görüyordum. Hücresel veri ağ’ım etkindi vs. Ama bir yere bağlanmaya kalktığımda “Hücresel Veri Ağı için servis bağlantınız yok” gibi bir ikaz geliyordu. Turkcell’i aradığımda yetkili bayan “Hücresel Veri Ağı ayarlarındaki APN menüsüne girmemiz lazım, başka türlü yardımcı olamam” deyip kesip atmıştı. Küçük bir google araştırması yapınca bu meselenin başka türlü de halledilebileceğini öğrendim. Sıcağı sıcağına paylaşayım istedim.
Öncelikle bu adresden iPhone Configuration Utility’i indirin (Uygulamanın Windows sürümü de burada ). iPad cihazınızı bilgisayarınıza bağlayın. Uygulamayı kurup çalıştırdıktan sonra sol baş kısımdaki LIBRARY menüsünün en altındaki “Configuration Profiles” seçeneğine tıklayın. Gelen sayfada önce soldan en üstteki “General” seçeneğine tıklayıp oluşturacağınız profile bir ad verin. Örneğin: turkcell_apn. Identifier bilgisine de örnekte görüldüğü gibi bir isim verebilirsiniz. Örn: com.turkcell.apn_profile. Sonra soldan en alttaki “Advanced” seçeneğini tıklayın ve sağ kısımdan Acces Point Name (APN) kısmına “internet” yazın, kullanıcı adı, parola vs kısımlarını boş bırakın (TURKCELL için geçerli). Diğer şebekelerin bilgileri için buraya bakabilirsiniz.
Bu ayarları da oluşturdukdan sonra soldaki DEVICES sekmesinin hemen altında görülen iPad’inize tıklayın. Sağdan “Configuration Profiles” tabına tıklayıp biraz önce oluşturduğunuz konfigürasyon profilini “install” butonuna basın. iPad’inizde bu profili kabul etmeniz için bir pencere görüntülenecektir. Bu penceredeki kabul etme butonuna basarak işlemi sonlandırın. Sonra ver elini 3G ile internet…
Ilgili resimler sırasıyla aşağıdadır…
Tags: APN settings, avea apn, create APN profile, Turkcell apn, Turkcell APN profile, vodefone apn
Posted in iPad, Iphone, ipucu | No Comments »
Pazartesi, Ekim 25th, 2010
Bu haftasonu olanca işlerime rağmen kendimi eve kapattım ve iki gün -özel sebepler dışında- bilgisayarımın başından kalkmadan kod yazdım. Tıpkı eski günlerdeki gibi. İşler yolunda gidince kod yazmanın zevkli olduğunu yeniden hatırladım. Ofiste normal işimin dışında iPhone ya da iPad ile ilgili iki satır kod yazmasam meslekten neredeyse tamamen soğuyacaktım.
Hele bu son bir buçuk aydır şirket içi gece eğitimleri, yeni katıldığım yüksek lisans programının dersleri, şirketteki hareketlenmeler, çıkan elemanlar derken oldukça bunalmıştım. Bu haftasonu iyi geldi. Yetmedi gerçi. Üzerinde harıl harıl çalıştığım işi bitiremedim. Bu yazıyı bile yazmaya vaktim yok aslında. Hemen haftasonu asıl bitirmem gereken işlere dönmeliyim (saat sabahın 2′si bile olsa). Ama kaç gündür blogumda bir şey paylaşmadığımı farkettim. Eşime, eşimin dayısına, stajyerlere “blogunuza yazı yazıııın” diye sitem ederken kendi blogumun -paylaşmak istediğim onca şey varken- boş kalması ayıp olurdu tabi.
Bir kaç gün önce -Warner Bross’dan Duygu Hanım sağolsun- “The Social Network” adlı filmin ön gösterimine katıldık [Spoiler alert: sonraki paragraflarda filmin içeriğinden biraz bahsedilmektedir, [SA!] ile başlayan paragraflara dikkat]. “Pirates of Silicon Valley” filminden sonra en beğendim bilişim filmlerinden ikincisi artık bu. Bu filmleri beğenmemim sebebi çekim teknikleri, yönetmenin başarısı, oyuncuların üstünlüğü vs değil elbette. Bilişim dünyasındaki önemli olayların başlangıç noktasını ete kemiğe büründürerek bize sundukları için beğendim.
Pirates of Silicon Valley’de Steve Jobs’un Xerox’dan bir şeyler “kopararak” nasıl yükselişe geçtiğini, sonra Bill Gates’in Steve Jobs’dan bir şeyler “aşırarak” nasıl başarı sağladığını gördüm. Tabi başarılarının tek sırrı bu iki “hassas” olay değildi elbette. Her ikisi de risk alabilen, ileriyi görebilen, pazarlama uzmanı, girişimci karakterler. Ama başarılarının arkasında bir güç daha var ki o da üçüncü bir elin bu girişimci yeniyetmelere “maddi destek” vermesi.
[SA!] Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum ama bu maddi destekler Bill Gates’in, Steve Jobs’un yükselmesini sağladığı gibi Google’ın da yükselmesini sağladı. The Sosial Network’de gördüğümüz üzere Mark Zuckerberg’in de yükselmesini sağladı. Kimdi bu para babaları. Güzel bir projemiz olduğunda bize de destek verirler miydi? Yoksa üç kuruşa bizi projemizi satmak zorunda bırakıp pastayı kendileri mi yerlerdi?
[SA!] Bir de, daha önceleri “sağlam bir fikri hayata geçirdikden sonra yatırımcı zaten gelir” diye düşünüyordum. Hala doğruluk payı olmakla beraber bir sorun var. Filmde Mark’ın projesi filizlenmeye başladığında sunucuları da yetmemeye başladı. Sunucu bağırdıkça Mark da zengin arkadaşı ve ortağı Eduardo’ya bakıyordu. Eduardo kesenin ağzını açınca sunucular RAM, disk ve CPU susuzluklarını gideriyorlardı. İşte kafamı kurcalayan yer burası oldu. Demek ki iyi gideceği öngörülen bir projeye sahipsek ve bunu kendi imkanlarımızla hayata geçirmeyi düşünüyorsak altyapısı bizi mahcup etmeyecek şekilde sağlam olmalı. Mark’ın ısrarla “bizim sunucularımızın kapanmaması lazım, kapanırsak diğerlerinden bir farkımız kalmaz” diye ağlaması boşuna değil. Demek ki neymiş? Sponsor şart!
[SA!] Mark da yukarıda adı geçen ağabeyleri gibi “aşıran”, “esinlenen” bir tip. Ama bunu başarısını gölgelemek için söylemiyorum. Sonuçta insan kendi beynini engelleyemez. Bir başkasının fikri sana esin kaynağı olabilir. Hatta tıpatıp aynısını yaparsın, kim daha iyi hizmet verirse, kim daha iyi reklam yaparsa kim daha iyi kendini sevdirirse pastayı o yer. Gerçi telif hakkı mevzusunu bilemiyorum. Örneğin web siteleri için şeffaf video sunma gibi ilginç bir ürün geliştirmiş Sunumax ve Vijital firmaları var. Tamamen aynı ürünü yapıp sunuyorlar. Kim kimden önce yazmış, birileri bunlardan önce mi yazmış? Ben de oturup şimdi yazsam bu iki firma bana ihbarname, ihtarname, ilmuhaber, resimli nufüs kayıt örneği vs gönderir mi? Bilemiyorum. Ama Mark’ın dediği gibi “tek satır kod çalmadan” bu işlemi yapıyorsak kimsenin kızmaması lazım. Tekrar edeyim, ola ki patentini almıştır, aynısını yapmak için izin almak icab ediyordur, o kısımlarını bilemiyorum. Yasa ne diyorsa öyle yapmak boynumuzun borcu tabi.
Off! Bu uzun yazı yazma hastalığından kurtulamadım. Saat de üç oldu. Başka bir yazıda görüşmek üzere…
Tags: Bill Gates, facebook, Mark Zuckerberg, Pirates of Silicon Valley, Steve Jobs, sunumax, The Sosial Network, vijital
Posted in Eski günler, Sinema | 2 Comments »
Pazartesi, Ekim 4th, 2010
Bu uygulama yayına çıkalı neredeyse bir hafta oldu ama işten güçten bahsetmeye fırsat bulamadık. Daha önce Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci İşleri Otomasyon Sistemi OİS’in iPhone versiyonunu hazırlamıştık. Şimdi de iPad sürümünü hazırladık. Her ikisinin de grafik arabirimlerini hazırlayan sevgili arkadaşlarım Ertan ve Melih‘e bir kere daha teşekkür ederim.
Ois for iPad’de Duyurular, Belgeler (Transkript, Karne, Ders Programı, Final Programı, Finans Bilgileri) Ders Seçme ve Mesaj bölümleri mevcut. Alt yapısı web tabanlı olduğu için geliştirmeye açık. Fırsat buldukça daha da zenginleştireceğiz.
Ois for iPad’i ilk AppStore’a ilk gönderdiğimizde ismi “Ois iPad” idi. Steve Amca’nın ekibi bu tarz isimlendirmelerden hoşlanmıyormuş. iPad, iPhone lafı geçecekse “for iPad” gibi yazmak icab ediyormuş. Bunu da öğrenmiş olduk. Sizlerle de paylaşalım istedik ki, aynı problemi yaşamayın.
Tags: bahçeşehir üniversitesi, ois, ois for ipad
Posted in iPad | No Comments »